Sevgili kardeşimiz Temel’e yazdığım mektubu sizlerle paylaşmaya devam edelim. Bizim gurubumuzun adı ne? “H sınıfı arkadaşları”. Aynı sınıfta okumuş olmak. Aynı siyasi düşünceye sahip olmak değil. Siyasi düşünce ortak olabilir ama, benim sana yazdığım not farklı siyasi düşünceye sahip olduğumuzun örneğidir. 
Gurubumuzdaki yazılan ifadelerin siyasi ağırlıklı olduğunu görünce ben şu paylaşımda bulundum: “Taraflı olmanıza katılmıyorum tarafındayım. Mersin Öğretmen Okulu ortak değerlerimizin gündemde olması tarafındayım.” İşte bunun üzerine vay efendim sen bunu nasıl yazarsın dercesine yazılanları ve karşılıklı yazışmalarımızı sırasıyla sunacağım. 
Bak okul arkadaşım Temel, senin yürüyüşe katılmana benim bir sözüm olamaz. Hatta katıldığını da az öz olarak, katılmayanları rahatsız etmeyecek bir şekilde ifade de edebilirdin. Ama öyle bir yazdınız ki bunlara ben şaşırdım. 30 -40 tane aleyhimde yazı yazıldı.  Yürüyüş ortak değerimiz gibi sırf yürüyüş reklamı yapıldı. İzledim, seyrettim, yürüyüş gündemden çıkar diye bekledim. Arkasından 15 Temmuz destan meselesi ile devam edildi. Yazılanlar tarih sırasıyla şöyle:
Hikmet Öz (27.06.2017)
Koca Temel yine farklılığını ve birlikte eylem yapmanın gerekliliği gösterdin. Yüreğine sağlık. Ayaklarına derman. Adalet umuduyla yürüyen tüm insanlara saygılarımı sunarım. Tanrı Kılıçdaroğlu ve arkasındakileri korusun! 
(Kendi ifadeleri, kopyaladım yapıştırdım. Çok ilginç; “Tanrı Türkü Korusun” gibi. “Tanrı Kılıçdaroğlu’nu korusun.” Ben de Allah Erdoğan’ı ya da Bahçeli’yi korusun diye yazsaydım hoşuna gider miydi okul arkadaşım Temel Talay?)
Bunun gibi yazılmış bir sürü destek yazısı ve beni ve benim gibi düşünen kişiyi rahatsız edecek yazılan vardı. Ben de bunun üzerine şunu yazdım.
İsmet Kadıoğlu(28.06.2017)
Taraflı olmanıza katılmıyorum tarafındayım. Mersin Öğretmen Okulu ortak değerlerimizin gündemde olması tarafındayım. (Seni ve senin düşüncende olanları kırmamak için esnek ve kapalı bir şekilde siyaset ortak nokta olamaz birbirimizi kırmayalım, siyasi farklılıklarımızdan dolayı birbirimizi üzmeyelim demek istedim. Ortak noktalarımızı bulalım ve onları paylaşalım demek istedim.)
Okul arkadaşım Temel Talay sen ne yazdın bir de ona bakalım:
Temel Talay (28.06.2017)
İsmet kardeş niye tepki gösterdiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Biz elbette mio'lu olduğumuz ve sınıf arkadaşı olduğumuz için bu grupta 50 yıl sonra bir araya geldik.Dertlerimizle dertlenmek sevinçlerimizi paylamak ne güzel.Sana siyasi olarak baskı yapmak aklımın ucundan geçmez.Diğer arkadaşlarımin da böyle bir düşünce taşıyacaklarinı sanmıyorum.Mio ortak değerlerinde buluşalım diyorsun amenna.Bizim o değerlerden sapma gösterdiğimizi zannetmiyorum.Hak,hukuk,ADALET istememizin neresi bu değerlere aykırı.Ama sen bize paylaşacağımız seyleri dikte etmek istiyorsan kusura bakma kardeşim.Ben arkadaşlarıma saygılı olmak şartıyla düşuncemden ödün vermem.Bu yaşımdan sonra başka türlü davranamam. (Temel kardeş, yazını kopyaladım ve yapıştırdım. Noktası, virgülü, dili, yazım yanlışları sana ait. )
Kardeş, düşüncenden ödün ver demedim. Ortak düşüncede paylaşımdan bahsedilir. Farklı düşüncelerde paylaşım olmaz. Adalet istemek başka, adalet isteyen siyasi partiyle beraberiz bunu paylaşalım ve “tanrı Kılıçdaroğlu’nu korusun” demek başka. İşte ben bunu ortak sayfamızda paylaşamayacağımızı ve birbirimizi üzeceğini söylemek istedim. Ama vay sen misin bunu yazan diyerek, onlarca bana inat yazı yazdılar. Yürüyüşü bıraktılar 15 Temmuz destanına geçtiler. 
İşte birkaç arkadaşın yazdıkları sonucu uzun süre düşünüp köşemde yazmak durumunda bıraktıkları yazılardan bazıları. Sevgili Temel kardeş ben gazeteciyim. Yazan adamım. Ve kendime yazmak için konu ararım. Fırsat verdiniz, birçok köşede köşe yazısı yazıyorum. Ve günlük çıkan gazetede de yazıyorum. Her şeyi yazarım demiyorum ama yazmak durumunda kalırsam (bunun gibi) yazarım ve yazdım. 
İhsan Yiğit (14.07.2017)
Sevgili Kökten, destan konulu iletini çok beğendim. Konuya edebiyat yönüyle yaklaşırsak iki çeşit destan vardır : 1- Doğal destan, bunların temelinde geçmiş zamanlarda olmuş olaylar vardır: bizim Ergenekon Destanı gibi; 2- Yapay destanlar : bunlar gerçeğe dayanmayan bir yazarın hayal gücüyle oluşturulan destanlardır. Günümüzdeki destan dedikleri hangi gruba giriyor acaba? (Okul arkadaşım İhsan kardeş sanırım edebiyat öğretmeni. Yazdığı ifadeler bir edebiyat öğretmenine ait olduğu için hiç değiştirilmemesi gerekir diyerek, kopyaladım ve aynen yapıştırdım. İki noktadan sonraki küçük harf kendisine ait. Konuya da edebiyatçı olduğu için “edebiyat yönünde” yaklaşmış. Ama nokta, virgül, büyük harf.. Herkes yerine marş marş olmuş.)
Temel Talay (14.07.2017)
Bence hiçbir gruba girmez.Böyle destanlar olmaz olsun.Teslim olmuş emir kulu mehmetçiğin linç edildiği ,boğazlandığı ,kendi ordumuzun aşağılandığı bir olayı destan diye kimseye yutturamazlar.Asker kılığına girmis müritlerin ,alcakların sucunu suçsuzlara ödetmenin neresi destandır.Selam ve sevgilerimle... (Kopyaladım yapıştırdım. Yazım hataları Temel Talay’a aittir.)
İhsan Yiğit (15.07.2017)
Temel dostum, demek ki malum çevrelerin bir destana ihtiyaçları varmış ama unutmamak gerekir ki destanları ya uluslar veya Mustafa Kemal ve Onun kahraman askerleri yazar. Uyduruk destanlara Türk ulusunun karnı toktur. Zorla güzellik olmayacağı gibi zorlama destan da olmaz. Sevgiler Temel kardeşim.
Bu kadar üstüne gidildiği için ben de yazan biri olarak cevap vermeliydim Temel Talay kardeş. Temel kardeş, ben sizlerle dost olduğumuzu ya da olacağımızı sanmıştım. 
DOST DEDİĞİN
Dost dediğin, yüreğini ortaya koyabilendir. Dost dediğin, seni sevecek biri olmadığı zamanda bile sana sarılandır. Dost dediğin, herkesin seni üzdüğünde bile sana moral verendir. Dost dediğin, güzel haberler alıp sevindiğinde seninle sevinendir. Dost dediğin, sen ağladığında seninle ağlayandır. Dost dediğin, gülü dikeniyle avucunun içine alabilendir. Dost dediğin, kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı, işi bitince seni bir tarafa bırakmamalı. Dost dediğin, matematiksel olmalı; sevgiyi çarpmalı, geçmişi çıkarmalı, üzüntüyü bölmeli, yarını toplamalı…
Dost sözünün değerini yalnız asil insanlar bilir. Dost kelimesini herkes kullanamaz, sadece gerçek dostlar kullanır. Mevlam bizleri gerçek dostlardan ayırmasın. Amin…
Deniz kenarında çok değişik taşlara rastlarsınız. Onlarla oynamayı ve incelemeyi çok severim. Bazen güzel gördüklerimi alır eve kadar taşırım. Bazen de arabamdaki vites kutusu yanındaki kutuya atarım, orada aylarca kaldığını bilirim. İşte dost, deniz kenarındaki ilginizi çeken özel taşların tümüne benzer. Bazen taşları tek tek toplar, sonra da denize tek tek atarsın, ama bazılarını denize atmaya kıyamazsın. Arabanın vitesinin yanındaki kutuya koyar saklarsın. İşte gerçek dostlar denize atmaya kıyamadıklarınızdır.
Gerçek dost kimdir? Deniz kenarından seçtiğimiz taşlardan saklananlardan mı yoksa atılanlardan mıyız, siz ya da ben?
Konumuza uygun sosyal medya için şu aldığım bilgileri de bu vesileyle paylaşalım istiyorum. Sosyal medya barikatların arkasında sözde huzur bulmamızı istiyor. Bu konuda sosyolog Zymunt Bauman:”Bireyin bu kadar önemsendiği bir çağda dışlanmışlık yıkıcı bir duygudur, insanlar sosyal medya üzerinden var olmayı sevdiler. Ama, sosyal medyayı, ufuklarını genişletmek için değil, yalnız, kendi gibi düşünenlerle birlikte olmak için kullandılar. Sizin gibi düşünmeyen birini bir el hareketiyle arkadaşlıktan atmanız çok kolay ve yalnız sizin gibi düşünen insanlarla birlikte olmak ise çok konforlu bir tercih. Bu açıdan baktığınızda sosyal medya bir tuzaktır...” 
Hoş kal Temel Talay. Kasım 2017 Anamur. İsmet Kadıoğlu.