Ekonomi:
Ahmet Nazif Zorlu: 'Döviz olmadığı için yurtdışına iki senede bir çıkabiliyorduk”
 Uzakdoğu’nun baharatı, Kırım’ın buğdayı, Rusya’nın kürkü, Yunanistan’ın şarabı, Batı Anadolu’nun şapı, Küçük Asya’nın yünleri, İran’ın ipekleri, Ermenistan’ın ve Doğu’nun kumaşları...

Tarih boyunca ticaretin kalbinin attığı yerlerden Sultanhamam’ın kitabı yazıldı, belgeseli çekildi.

Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) tarafından hazırlanan “Ticaretin Altın Kurallarının Yazıldığı Yer / Sultanhamam” isimli eserde, tarih boyunca Sultanhamam ve civarı anlatılıyor.

Kitapta ve belgeselde ticaretin beşiği, Sultanhamam’dan çıkan ünlü işadamlarının ağzından anlatılıyor. O isimlerden biri de Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu. Denizli Babadağ’dan gelen ünlü işadamı, Sultanhamam’ın ve 1970 yılında başlayan zorlu yolculuğunun hikayesini şöyle anlatıyor:

ANADOLU KAPLANLARI SULTANHAMAM’DA

Sultanhamam tüm Türkiye’ye mal satıyordu. Başka bir yer yoktu ki. İzmir’in toptancısı olurdu, gelip buradan Sultanhamam’dan mal alırdı. Adana’da mal üretilip buraya gelirdi. Buradan Adana’ya mal giderdi. Kayseri’de mal üretilip buraya gelirdi, buradan Kayseri’ye geri giderdi. Bursa eskiden beri dokumacılıkta çok öndedir, ayrı mal satardı. Ama aynı zamanda Bursalı buraya mal satardı. Buradan da yine Anadolu’ya mal satılırdı. Yani şöyle birşey söyleyeyim, zaten bir Sultanhamam’a baktığınızda, bugün Anadolu kaplanları diyoruz ya, yüzde 90’ı Anadolu’dan gelmiştir. Aşir Efendi’ye bak, Fincancılar’a bak, Mahmutpaşa’ya bak, oradaki tüccarların çoğu da, yüzde 90’ı Anadolu’dan gelme. Anadolu kaplanları da buradan gördüklerini Anadolu’da, kendi yöresinde uygulayanlar oldu.

ÜÇ SENE KİRALIK YER ARADIM

Üç sene dükkan tutmak için yer aradım. Mesela, Katırcıoğlu Han’a baktık. Orada bir dükkanın hava parası, o gün için 300 bin lira, 400 bin lira. O hana girsen kaybolursun. Her taraf dükkan ama bölge Türkiye’nin tekstil merkeziydi ve dükkan bulamıyorduk. Türkiye, tekstilde Sultanhamam’daki işte bu küçük pahalı dükkanlardan büyük yerlere geldi. Bu da yine Sultanhamam sayesinde oldu. Sultanhamam’da biz de görüp, öğrenip, gördüklerimizi tatbik etmeye başladık ve fabrikalar kurduk. Çok güzel paralar kazanıldı. Satışlarınızın yüzde 10’undan kar etseniz bile hacmi düşürdüğünüzde büyük paralar eder. Batan yok muydu? Batan vardı, o da işini bilmeyenlerdi ama Sultanhamam’da çok kişiler mal, mülk, servet sahibi olmuştur. İşini bilen kişilerin hemen hepsini Sultanhamam zengin etmiştir.

O GÜNLERİN TADI BAŞKAYDI

Ben özlüyorum Sultanhamam’ı. Anadolu’dan esnaf gelmiştir, sabahleyin erkenden dükkanını açmışsın. O para getirir alır, sen parayı koyarsın kasana, siftah yaparsın. Şimdi onları görmüyorsun, yani öyle birşey yapmıyorsun. Şimdi artık iş genişlediği için muhasebesi ayrı, kasası ayrı. Ama o günlerin tadı başkaydı. Şimdi toplantılar, toplantılar... O zaman bir iş yapıyordun, yaptığını anlıyordun. Şimdi sabahtan akşama toplantılara girip çıkıyorsun ama bir iş yapmadım diyorsun.

YABANCILAR 15 MİLYON METRE KUMAŞ İSTEDİ VEREMEDİK

1970’lerde kumaş üretimi vardı Türkiye’de. Artık çok sayıda fabrika da açılmıştı ama volüm yoktu, yani üretim miktarı azdı. 1974’lü yıllarda emprime çarşafı yaptığım vakitler benim ürünümü beğenmişler, kimdir bunun imalatçısı diye yabancı bir müşteriyi bize getirdiler. Halbu ki ben kumaşını Akfil fabrikasında, baskısını da Bursa’da yaptırıyorum. Geldiler, bizden bir yıl içinde 15 milyon metre mal almak istediler. 15 milyon metre... Arada tercüman var, ben diyorum ‘kardeşim 15 bin metre olmasın, bak iyi tercüme et’, ’15 milyon metre istiyorlar, eminim’ diyor. Ben de, ‘fabrikamla görüşeyim bakalım kapasitemiz nedir’ dedim. ‘Sizinle yarın buluşalım.’ Ben sevine sevine gittim fabrikaya. Metrede 50 kuruş kazansam, 7.5 milyon lira kar. Çok büyük para. Akfil Fabrikası’nın ticaret müdürü Mehmet Gömeçli, Allah rahmet eylesin, telefonla randevu aldım gittim. Bana dedim çok kumaş lazım. “Veririz, veririz. Veriyoruz zaten” dedi. Dedim ki, ‘çok çok lazım.’ “Ne kadar?” Dedim ki, ‘bak’ dedim, ‘ben inanmadım, şimdi sen de inanmayacaksın ama bu gerçek. 15 milyon metre’ dedim. “2.20’lik kumaş istiyorum’ dedim. Şöyle bir baktı, dedi ki, “benim beş senelik kapasitem bu.” 3 milyon metre senede yapıyorlarmış. O gülmeye başladı, ben gülmeye başladım. Ertesi gün buluştuk, tabi veremedik. Biz bugün Çorlu fabrikamızda günde 1 milyon metrekare kumaş üretiyoruz.

Tekstil biterse bilin ki, insanlık da ölmüş demektir. Bugün giysisiz bir yere çıkabiliyor musunuz? Çıkamıyorsunuz. Dışarı çıkarken hemen bakıyorsun cep telefonumu aldım mı diye, yani bunsuz dışarı çıkabilirsin ama elbisesiz çıkamazsın, gömleksiz çıkamazsın.

1974’TE İLK KEZ BİR ARABA ALDIM

Şimdi insanlar daha çok zengin olalım, daha çabuk zengin olalım, daha lüks yaşayalım peşinde değil mi? Sultanhamam’da öyle yoktur. Yani mesela bir bakıyorsunuz, öyle herkeste araba yoktu. 70’li yıllarda o 150 kişiden belki on kişinin arabası vardı. Paraları vardı, araba satın alabilirlerdi ama lüks yaşamak gibi bir özenme yoktu. Bunun yerine işlerine yatırım yaparlardı. Ben mesele şahsen öyle yaptım. 1974’te ilk kez bir araba aldım. Herşeyim varken 74’te araba aldım, niye, rahatlıkla bir araba alabilirdim. Ama benim diyordum ki sermaye lazım bana. İnsanlarda bu düşünce vardı. Önce yağlanıp yağlanacaksın, butlanacaksın, irileşeceksin. Ondan sonra da çıkarsın oynarsın meydanda. Ama yağsız butsuz yani güçsüz, kassız oynayamazsın doğru mu, yığılır düşersin.

10 TANE ÜNİVERSİTEYİ BİTİRECEĞİNE...

Benim altyapım kendi memleketim olan Babadağ’dır. Sonra da Trabzon’a gidip orada ticareti öğrendim. Ama asıl İstanbul’a geldiğiniz vakit, neyi, nerde, nasıl yapacağınızı çok daha iyi görüyordunuz. Çünkü orada büyük tüccarlar vardı ve büyük mağazalar vardı. Ve bakın ben altını çizerek söylüyorum 10 tane üniversiteyi bitireceğine bir Sultanhamam’da 10 sene kalmalısın. Çünkü dürüst ve çalışkan olarak on sene kaldın mı, pişersin orada, ama bu olmazsa istersen orada elli altmış sene kal birşey olmaz. Yani Sultanhamam bana çok şeyler öğretti. Orada gördüklerimi uyguladım.

95’Lİ YILLARA KADAR SÖZLE İŞ YAPTIM

Karşındakini kandırarak iş yapmaya kalktığın zaman muvaffak olman mümkün değil. Ama dürüst, çalışkan oldun muydu o zaman başarı gelir. Aynı zamanda işi de bileceksin. Tembel olursan istediğin kadar dürüst adam ol, birşey çıkmaz.

Ben 95’li yıllara kadar sözle iş yaptım. Bayilik veriyordum. Söz ile bayilik veriyordum. Başkası gelir, bana bayilik ver, sana daha fazla ödeme yaparım derdi, bir söz verdik dönmeyiz derdik. Oysa o daha önce bayilik verdiğimiz arkadaşla aramızda anlaşma bile yok. Verdim sana bayilik, şu kadar da ay boyunca da mal veririm. Herşey sözle. O almayabilir, ben de vermeyebilirim. Ama söz ile iş yapıyorduk.

Çok güzel para kazanılıyordu, bir Sultanhamam Türkiye’ye mal satıyor. Yüzde 10 kar etsen, ciron o kadar yüksek ki, masrafın da bugünkü gibi değil, çok az. Sana kalan kar büyük olurdu. Batan yok muydu, vardı, o da işini bilmeyenlerdi. Yani bugün Sultanhamam’da çok kişiler, mal, mülk, servet sahibi olmuştur. İşini bilen kişilerin yüzde 95’i, yüzde 90’ı servet sahibi olmuşlardır.

Benim Sultanhamam’da avukatım diye birşeyim yoktu. Fabrikaları kurduk, Sultanhamam’dan çıktık ondan sonra avukatımız oldu, mali müşavirimiz oldu.

ATATÜRK’TEN SONRA MENDERES VE ÖZAL ÖNEMLİ ŞEYLER YAPMIŞTIR

İhracat teşvikleri başladı rahmetli Özal’la. Bakın bugün Türkiye’ye Atatürk’ten sonra Menderes birşeyler yapmıştır ama Özal da çok önemli şeyler yapmıştır. Bu memleket bugünlere geldiyse Özal’ın büyük katkısı vardır. Ben ihracata 1981’de başladım, o da Libya ve Irak’a. Ama sonradan gelişti, Almanya’ya mal satmaya başladım. Şimdi düşünüyorum da, Sultanhamam önemli bir yerdi, kendi çabasıyla, kendi etiyle yağıyla, kendi suyuyla kavrulan bir yerdi. Ve biz yurtdışına iki senede bir çıkabiliyorduk, döviz yoktu. İşte Sultanhamam’ın tabi ki o dönem için yüklendiği görev çok büyük ve önemliydi ama 80’den sonra o görevi devretti ve Türkiye çok büyük değişimler geçirdi.

Bütün ülkelerin geçmişlerine bakın, hep tekstille kalkınmışlar. İngiltere tekstille, Almanya tekstille, İtalya tekstille. Güney Kore hep böyle, sanayileşmeye tekstille başlamışlar. Altını çizerek söylüyorum, daha bizim çok yapacak işimiz var Türkiye’de... Ama, bugün Pakistan, Hindistan, onlar da geliyorlar gümbür gümbür. Geliyorlar ama daha bir 15 sene daha var. Ondan sonra biz bir on-on beş sene daha gideriz, sonra biraz İtalya’nın yaptığını yapmaya başlarız. Markalaşma yaparsak yine devam eder gider. Yani bugün Türkiye’nin daha tekstilde çok gideceği yol var.”

SULTANHAMAM’DA TİCARETİN YAZILMAMIŞ KURALLARI

Kural 1: Dürüst olacaksın.

Kural 2: Sözün senetten, çekten değerli olacak.

Kural 3: Müşterilerini iyi tanıyacaksın, sağlam müşterin olacak.

Kural 4: Yaptığın işi bileceksin.

Kural 5: Çok çalışacaksın.

Kural 6: Fiyatın makul olacak.

Kural 7: Anlaşmazlıklar burada çözümlenir.

Kural 8: Özel yaşamında aşırıya kaçmayacaksın.

Kural 9: Yardımsever olacaksın.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Giderik’ten Hümay Lojistik A.Ş Mahmut ARSLAN'a...
Girişimci İnsan Kaynakları Derneği (GİDERİK) tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen ‘İnsan Yönetimi...

Haberi Oku