Bayram şekeri/ Yerel basın…

Abone Ol

Şeker Bayramı öncesinde, CHP İletişim Başkanlığı’nın gerçekleştirdiği “Doğu Akdeniz Yerel Medya Buluşması” Adana’da yapıldı. Buluşmaya Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Niğde, Kahramanmaraş’tan katılan yerel basın çalışanları bir araya geldi. Toplantıda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, gazeteciliğin Türkiye'de "normal" bir iş olmaktan çıktığını, baskı/ ekonomik dar boğaz arasında sıkıştığını vurguladı. Özellikle yerel medyanın, holdingleşmiş medya yapısı ile sansür kıskacı arasında yaşamda kalma uğraşı verdiği gerçeğinin altını çizdi.

Bulut, konuşmasında TRT’nin taraflı yayıncılığına yönelik sert eleştirilerini dile getirirken, kamu kaynaklarının yalnızca “iktidara” yakın kuruluşlara "hukuk/ vicdan dışı" uygulamalarla verildiğini dile getirdi. Yerel basının ekonomik sorunlarını çözecek somut adımlar atılmadığı sürece, demokrasinin kılcal damarlarının kuruyacağı uyarısı yapıldı.

***

“Yerel Medya Buluşması”, beşinci kez gerçekleşiyordu. Daha önce yapılan etkinlikler yerel basında ne gibi bir iyileşmeye neden olmuştu da, beşincisine gerek duyulmuştu? Günler öncesinden etkinliğin yerini/ saatini duyuruyorsunuz, kimlerin katılıp konuşacağınıaçıklıyorsunuz… Günü geldiğinde de, bayram şekeri tadını yerel basına dağıtıyorsunuz… Ortada somut/ elle tutulan/ yaşama dokunan hiçbir şey yok! Peki, yerel basın bu tür etkinliklerin neyinden hoşnut olacak?

Konuşmalar, dağıtılan toz pembe düşlü “iyi dilekler”, etkinliğin ardından çekilen toplu fotoğrafla birlikte, bundan önce yapılanlar gibi unutulmaya gebe… Sıkça yineliyorum; “iyi dilekli” sözleri, üstelik bunu politikacıların sıkça yinelemesini hiç sevmiyorum! Yıllardır aynı… Yalnız yerel basın için söylemiyorum bunu, ne için “iyi dileklerde” bulunsalar/ hepsinin “iyi” olmaması için çaba harcayanı kendileri! Basının birbirine dolanmasının, insanların karmaşa içinde yaşamasının nedeni kendileri…

***

Adana’da bir etkinlik düzenleniyordu. Burada yerel basının sorunları, yaşadığı sıkıntılar, yapılması gerekenler konuşulmalıydı değil mi? Yerel basına emek verenler dinlenmeliydi, neler istedikleri sorulmalıydı, etkinliğin orada bulunanlara dokunan bir yanı olmalıydı değil mi? Olmadı ama! Politikacılar konuştu, politikacıların isimleri birer birer sayıldı, politikacılar sanki aylardır birbirini görmemiş gibi gelenlere gösterildi! Ardından yerel basın konuşulacak denildi, geçmiş anılar anlatıldı! Hiçbirini yok saymıyorum, peki bugün yerel basını meslek edinenler için ne yapıldı; hiç!

Adana’ya komşu kentlerden gelenlerin koca bir günü Adana’da geçti! Yerel basın için konuşacak olanların yaşanan sorunlara yabancılığı, “dediğiniz gibi” ile biten tümcelerin bolluğu, etkinliğin ne denli “yapmış olmak için” gerçekleştiğinin kanıtı… Bir de üzerinde önemle durulması gereken etmen şu: ulusal medyada yer alan, etkinliklere bedel almadan katılmayan, kendilerini medyanın vazgeçilmezi sayan isimlerin konuşmacı olarak katılmalarını da anlamadım! Burası bir yerel medya buluşmasıydı, yerel medyanın sorunları/ çıkmazları konuşulacak çözüm yolları aranacaktı! Örneğin İsmail Küçükkaya, yerel basın emekçilerine nasıl bir öneri sunabilirdi, yerel basının iyileşmesine nasıl bir katkı sunabilirdi ki? Yıllar önce yazdığı Akşam Gazetesi yılları olsun, sonrasında televizyon izlencelerinde ortaya koyduğu “sistemci” tavrını düşünüyorum da… Duru suyu bulandırmaktan başka ne yaptı ki?

***

Şu sıkça yinelenir; yerel basın halkın sesidir, belleğidir, kulağıdır… Peki, bu denli yaşamsal olan bir gücün ayakta kalması, yaşaması gerekmez mi? Bunun için yerel kurumların, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşların bu “güce” ellerinden gelen desteği vermek zorunda değil mi? Bu etkinliği düzenleyen CHP’den, CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’tan başlayalım; “iktidar” yerel basını bu denli köşeye sıkıştırırken siz ne yaptınız? Vekili seçildiğiniz kentin basını için görevinizin iki döneminde hangi desteklerde bulundunuz, hangi desteklerin gerçekleşmesini sağladınız?

Biliyor musunuz; hastasının karşısında sigara içen doktorun “sigara içmemelisin; dediğimi yapmalı, yaptığımı yapmamalısın” dediği gibi bir sonuç çıktı ortaya… Politikaların “yerel basın bir kentin can damarıdır” demesine inanacaksın, ancak yerel basına destek konusunda yaptığını yapmayacaksın! “İktidara” atacasın, “iktidarın” çıkardığı yasalara tepki göstereceksin, ancak kendi olanaklarından hiç söz etmeyeceksin! Bayram şekerinin tadını “iktidarla” elele vererek bozdunuz; yerel basın büsbütün biterse bakalım ne yapacaksınız?140326