GÜNCEL

EMO Mersin Şubesi: “Enerji yatırımı tarımın rakibi değil, ortağı olmalıdır”

Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi, tarım arazilerinin korunmasına yönelik düzenlemelerin eksiksiz uygulanması çağrısında bulunurken, güneş enerjisi yatırımlarının tarımın karşısına konulmaması gerektiğini vurguladı. Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya imzasıyla yapılan açıklamada, kayıtlı üreticilerin elektrik erişiminde yaşadığı sorunların da çözülmesi istendi.

Abone Ol

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Mersin Şubesi, Mersin’de tarım arazilerinin korunması, güneş enerjisi yatırımlarında yer seçimi ve üreticilerin elektriğe erişimi konusunda kapsamlı bir açıklama yaptı. EMO Mersin Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya tarafından yapılan açıklamada, tarım arazilerinin korunmasına ve amaç dışı yapılaşmayla mücadeleye yönelik düzenlemelerin desteklendiği belirtildi.

Açıklamada, verimli toprağın yenilenebilir bir kaynak olmadığına dikkat çekilerek, “kaybedildiğinde geri gelmez” vurgusu yapıldı. Güneş enerjisi yatırımlarının da desteklendiği belirtilirken, itirazın enerji kaynağına değil, yer seçimi yöntemine ve süreçlerin işletilme biçimine yönelik olduğu ifade edildi.

“Yürürlükteki kural gevşetilmesin, eksiksiz uygulansın”

EMO Mersin Şubesi, tarım arazilerine güneş santrali kurulmasının önünün açılmasını talep etmediklerini ve yürürlükteki kuralların gevşetilmesini istemediklerini belirtti. Açıklamada, mevcut kuralların eksiksiz uygulanması gerektiği vurgulandı.

Şube, kaçak yapılara elektrik verilmemesi yönündeki düzenlemeye de itiraz edilmediğini belirterek, asıl itirazın kayıtlı üreticilerin bu mücadelenin yan etkisi olarak elektriksiz kalmaması olduğunu kaydetti.

Açıklamada, iki konunun birlikte ele alınmasının nedeninin de aynı noktada birleştiği belirtilerek, “kural gerçek üreticiyi mağdur ediyor” değerlendirmesine yer verildi.

Mersin ne üretiyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 tarihli Mersin Tarımsal Yatırım Rehberi’nde yer alan TÜİK 2024 verilerine göre Mersin’in Türkiye tarımındaki payına dikkat çekildi.

Buna göre Mersin, Türkiye limon üretiminin yüzde 48,30’unu, muz üretiminin yüzde 45,88’ini tek başına karşılıyor. Kentin mandalina üretimindeki payı yüzde 16,32, portakal üretimindeki payı yüzde 15,42, sakız kabağı üretimindeki payı ise yüzde 48,67 olarak belirtiliyor.

Açıklamada, Mersin’in toplam tarım alanının 3 milyon 258 bin 754 dekar, ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının ise 42 bin 156 olduğu aktarıldı.

Bu üretimin, Toros Dağları’nın denize indiği dar bir kıyı şeridine sıkıştığı belirtilerek, tarım, sanayi, liman-lojistik, konut ve enerji yatırımlarının aynı düzlükte yarıştığı ifade edildi.

Mersin Ticaret Borsası’nın paylaştığı değerlendirmeye göre son 20 yılda ilin tarım alanlarının yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilediği kaydedildi.

Açıklamada, “Türkiye’nin limonunun ve muzunun yarısını üreten bir ilde kaybedilen dekar, yerel değil ulusal bir kayıptır” ifadeleri kullanıldı.

Kural zaten belli

EMO Mersin Şubesi, yaptığı açıklamada tarım arazileri ve GES yatırımları konusunda yürürlükteki mevzuata da dikkat çekti. 4 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in ilgili hükümleri hatırlatıldı.

Yönetmeliğin 7/7 maddesine göre GES kurulacak alanın arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması gerektiği belirtilen açıklamada, bu sınıf dışındaki araziler için yapılan taleplerin Toprak Koruma Kurulu gündemine alınamayacağı ifade edildi. Aynı şartın hibrit santrallerdeki ilave GES alanları için de geçerli olduğu aktarıldı.

Yönetmeliğin 7/6 maddesine göre GES amaçlı sınıf tespitinin yalnızca bir tespit işlemi olduğu, izin anlamına gelmediği belirtildi.

4/2 maddesinde ise tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olan çatı GES ile sulama amaçlı GES’in tarımsal amaçlı yapı olarak tanımlandığına dikkat çekildi. Açıklamada, mevzuatın güneşi tarımın hizmetine veren modeli ayrıca tanımladığı vurgulandı.

9/3 ve 9/8 maddeleri kapsamında alternatif alan araştırmasının zorunlu olduğu belirtilirken, alternatif bulunmadığı sonucuna varılması halinde teknik gerekçenin yazılı olarak açıklanması gerektiği kaydedildi.

16/1-(a) maddesine göre zeminde tarımsal faaliyetin sürdüğü iletim hattı güzergâhındaki arazilerin tarım dışı amaçla izinlendirilemeyeceği ifade edildi. EMO, bunun enerji altyapısı ile tarımın bir arada var olabileceğinin mevzuattaki göstergelerinden biri olduğunu belirtti.

20/3 maddesine göre ise meslek odaları dahil sivil toplum kuruluşlarının tespit ettikleri arazi bozulmalarını valiliklere ihbar edebileceği, valiliğin de sonucu bir ay içinde bildirmekle yükümlü olduğu hatırlatıldı.

“Sorun kuralda değil, sahada nasıl işletildiğinde”

Açıklamada, tarım arazilerinin korunmasına ilişkin çerçevenin mevzuatta zaten oluşturulduğu belirtilerek, sorunun kuralların sahada nasıl uygulandığında olduğu savunuldu.

EMO Mersin Şubesi bu kapsamda üç noktada netlik sağlanmasını istedi.

İlk olarak, alternatif alan araştırmasının kâğıt üzerinde değil fiilen yapılması gerektiği belirtildi. Alternatif bulunmadığı sonucuna varılıyorsa teknik gerekçenin yazılı olarak ortaya konulması talep edildi.

İkinci olarak, yenilenebilir enerji tesisleri için alternatif alan ve kullanım bütünlüğü aranmayacağını düzenleyen 9/5. maddenin, 7/7. maddede yer alan kuru marjinal arazi şartını ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Bu hükmün verimli, sulu ve dikili arazileri kapsayacak biçimde geniş yorumlanmaması gerektiği ifade edildi.

Üçüncü olarak ise Toprak Koruma Kurulu kararlarındaki gerekçelerin açık biçimde yazılması ve kamuoyuyla paylaşılması istendi.

Üreten çiftçinin elektriğe erişimi

Açıklamada, GES yatırımlarında yer seçiminin yanı sıra üretimini sürdüren çiftçilerin elektriğe erişiminin de ayrı bir başlık olduğu belirtildi.

Haziran 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle tarım arazilerinde izinsiz inşa edilen yapı ve tesislere elektrik, su ve doğal gaz bağlantısı yapılmasının yasaklandığı, kurala aykırı abonelik tesis eden kurum ve kuruluşlara abone başına 100 bin TL idari para cezası getirildiği hatırlatıldı.

EMO Mersin Şubesi, bu düzenlemeyi desteklediğini belirterek, kaçak yapılara enerji verilmesinin hem toprağı hem de şebekeyi zorlayan bir yanlış olduğunu ifade etti.

Ancak Mersin’de sahadaki durumun farklı bir boyutunun da bulunduğu belirtilerek, muz serasını ısıtan, narenciye bahçesini damla sulamayla besleyen, fide tesisini büyüten ve soğuk hava deposunu çalıştıran üreticilerin de yeni abonelik ve güç artışı taleplerinde süreçlerin uzamasından etkilendiği kaydedildi.

Açıklamada bu durum üç kısa cümleyle şöyle ifade edildi:

“Sera ısıtılmazsa muz olmaz.
Kuyu dönmezse narenciye sulanmaz.
Soğuk zincir çalışmazsa limon ihraç edilmez.”

EMO, elektriğin Mersin tarımında bir konfor kalemi değil, üretimin kendisi olduğunu vurguladı.

“Kayıtlı üretici ile amaç dışı kullanıcı ayrıştırılmalı”

Bu başlıkta itirazın kuralın kendisine değil, işleyişe yönelik olduğu belirtilen açıklamada, amaç dışı kullanıcı ile ÇKS’ye kayıtlı ve fiilen üretim yapan çiftçinin aynı süreçte, aynı gecikmeyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Açıklamada, ayrıştırmanın hukuki zemininin kısmen mevcut olduğu da belirtildi. Bakanlığın 2025 tarihli Tarımsal Sulama Yönergesi’nde tarımsal sulama elektrik aboneliğine görüş verilirken Bakanlık kayıt sistemlerine kayıt şartı ve su kaynağının sürekliliği gibi kriterlerin belirlendiği aktarıldı.

EMO’ya göre burada yeni bir yasaktan ziyade, mevcut kriterlerin süre bağlı, öngörülebilir ve tek pencereden yürüyen bir mekanizmaya dönüştürülmesi gerekiyor.

EMO Mersin Şubesi’nin önerileri

EMO Mersin Şubesi, açıklamasında yedi maddelik öneri de sıraladı.

1.⁠ ⁠Önce çatılar

Mersin’de yalnızca gıda alanında 2 bin 886 tarıma dayalı sanayi işletmesi bulunduğu belirtilerek, bu tesislerin, depoların, OSB’lerin ve kamu binalarının çatılarıyla tek metrekare toprak tüketmeden güneş enerjisi üretiminin artırılabileceği ifade edildi.

2.⁠ ⁠Sulama amaçlı GES yaygınlaştırılsın

Elektriğin üreticinin en ağır girdi kalemlerinden biri olduğu belirtilerek, sulama amaçlı GES uygulamalarının yaygınlaştırılması istendi. Yönetmeliğin bu modeli zaten tanımladığı hatırlatıldı.

3.⁠ ⁠Saha tipi GES’te öncelik sırası netleşsin

Saha tipi GES yatırımlarında öncelik sırasının tarım dışı alanlar → atıl ve bozulmuş alanlar → kuru marjinal tarım arazileri şeklinde netleştirilmesi önerildi.

4.⁠ ⁠Şebeke ve arazi haritaları birlikte değerlendirilsin

Şebeke kapasitesi haritası ile arazi sınıfı haritasının çakıştırılması önerildi. Trafo merkezi bazlı bağlantı kapasitesi ile tarımsal potansiyeli düşük alanların örtüştüğü bölgelerin önceden ilan edilmesi halinde hem yatırımların hızlanacağı hem de toprağın korunacağı belirtildi.

EMO Mersin Şubesi, bu teknik çalışmaya katkı sunmaya hazır olduğunu da bildirdi.

5.⁠ ⁠Kayıtlı üretici için hızlandırılmış abonelik hattı kurulsun

ÇKS kaydı, aktif üretim tespiti ve arazi sınıfı bilgisinin aynı başvuruda değerlendirilmesi istendi. Başvuru sonucunun belirli bir süre içerisinde yazılı gerekçeyle bildirilmesi önerildi.

6.⁠ ⁠Agrivoltaik pilot uygulaması yapılsın

Mersin’in ürün deseninin bu konuda Türkiye’ye örnek olacak bir saha çalışması için elverişli olduğu belirtilerek, agrivoltaik pilot uygulamaların hayata geçirilmesi önerildi.

7.⁠ ⁠Bütünleşik arazi kullanım planlaması tamamlansın

Mersin ölçeğinde bütünleşik arazi kullanım planlamasının tamamlanması, büyük ova koruma alanı sınırlarının ise güncel ve erişilebilir biçimde yayımlanması istendi.

Kurumlara çağrı

EMO Mersin Şubesi, açıklamasının son bölümünde ilgili kurumlara yönelik çağrılarını da sıraladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’na: Yönetmeliğin 7/7 ve 9/5. maddeleri arasındaki ilişkinin uygulama birliği açısından netleştirilmesi, kayıtlı üretici ile amaç dışı kullanıcıyı ayrıştıran mekanizmanın somutlaştırılması istendi.

Mersin Valiliği ve Toprak Koruma Kurulu’na: Alternatif alan değerlendirmelerinin gerekçelerinin kararlarda açıkça yazılması ve meslek odası görüşlerinin kayda geçirilmesi çağrısı yapıldı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK, TEİAŞ ve dağıtım şirketine: Trafo merkezi bazlı kalan kapasitelerin ilçe düzeyinde düzenli olarak ilan edilmesi, çatı ve öz tüketim başvurularının hızlandırılması istendi.

Yatırımcılara: Yer seçimi kararının, proje geliştirmenin en başında arazi sınıfı tespiti ve alternatif alan analiziyle birlikte alınması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, belirli bir uygulamaya ilişkin aykırılık iddialarının peşinen doğru kabul edilmemesi, bunların ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucun kamuoyuyla paylaşılması gerektiği belirtildi.

“Güneş bedava, toprak sınırlıdır”

EMO Mersin Şubesi açıklamasının sonuç bölümünde, Mersin’in güneş enerjisi potansiyelinden yararlanırken tarım topraklarının korunabileceği vurgulandı.

Açıklamada, “Güneş bedava, toprak sınırlıdır. Mersin’in güneşini değerlendirmek için Mersin’in toprağını harcamak zorunda değiliz; gereken teknoloji de, mevzuat da bugün mevcuttur. Eksik olan tek şey, ikisini aynı masada buluşturan planlama iradesidir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklama, “Her iki başlıkta da söylediğimiz aynı şeydir: Kural kalsın. Verimli toprakla marjinal arazi ayrılsın; kayıtlı üreticiyle amaç dışı kullanıcı ayrılsın” sözleriyle tamamlandı.