İÇİMİZDEKİ “DONMUŞ DENİZ” NASIL ERİR

Abone Ol

Maria Popova’nın Franz Kafka’nın kitap okuma üzerine düşüncelerini dile getiren bir yazısı geçti elime; elime geçti sözün gelişi, ekranıma düştü. Önce o yazıya bir göz atalım isterseniz.

“Okumak bir zihni uyarma çalışmasıdır, talepkardır ve uygun koşullar altında bir çeşit coşku hali üretir.” E.B. White 1951’de okumanın geleceği hakkında düşünürken böyle yazmıştı. Doğrusu, kitapların neden önemli olduğu sorusu ve okumanın insan ruhuna ne yaptığı, Carl Sagan’ın Kozmos‘undaki müthiş meditasyonundan, neden kitaplara sahip olduğumuzu soran 9 yaşındaki kız çocuğuna kadar, büyükten küçüğe birçok zihni işgal etti. Ancak belki de kitapların ruhumuza ne yaptığının en iyi anlatımı, çoğunlukla karanlık ve depresif olarak tasvir edilen, yine de yaşamın güzelliğine dair olağanüstü duyarlılığa sahip olan bir zihin tarafından yapılmıştır: Franz Kafka

Letters to Friends, Family and Editors‘te bulunan Kasım 1903 tarihli mektupta, 20 yaşındaki Kafka çocukluk arkadaşı sanat tarihçisi Oskar Pollak‘a yazmaktadır: “Bazı kitaplar, kişinin kendi kalesindeki yabancı odaların anahtarı gibi görünüyor.”

Birkaç ay sonra, Ocak 1904’te Pollak’a bu hissini başka bir mektubunda açıklıyor:

“Bence sadece bizi bıçaklayan, yaralayan kitapları okumalıyız. Eğer okuduğumuz kitap, bizi kafamıza bir darbe yemişçesine ayıltmayacaksa neden okuyalım ki? Yüce Tanrım, sanki hiç kitabımız olmasa tamamen mutlu olacaktık ve bizi mutlu eden kitaplarsa, gerekirse bizim yazabileceğimiz kitaplar. Ama bizim, bizi yıkıma uğratacak, bize derin ıstıraplar verecek, kendimizden bile çok sevdiğimiz birinin ölümü gibi, izbe ormanlarda hapsolmuş gibi, intihar gibi kitaplara ihtiyacımız var. Bir kitap içimizdeki donmuş denizin baltası olmalı. Benim inancım bu yönde.”

Her yazarın kitap ve okumakla ilişkisi Kafka gibi değil tabii ki…

Birkaç örnek de onlardan iliştireyim yazıya:

James Baldwin acı dindirici olduğunu düşünüyor kitapların: “Çektiğin acının ve kalp kırıklığının dünya tarihinde eşi benzeri yok sanıyorsun ama sonra okumaya başlıyorsun.”

Borges aşkın verdiği sevinçle eş tutuyor: “Bence kitap okumak, âşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim değildir.”

Oscar Wild için bir ritüel: “İnsanın kendi kendine yapabildiği üç harika ritüelden biri kitap okumaktır.”

Lev Tolstoy için nitelikli bir arkadaş: “Önceden sadece can sıkıntımı dağıtmak için okuduğum kitaplar birdenbire hayatta en büyük mutluluklarımdan biri olmuştu ve bunun tek nedeni onunla kitaplardan konuşmamız, birlikte kitap okumamız ve kitapları bana onun getirmiş olmasıydı.”

Lev Tolstoy

Goethe için doyum olmaz bir etkinlik: “İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için.”

Amin Maalouf için seyahat: “Okumak için uzaklara gitmekten çok, uzaklara gitmek için okumaktaydım.”

Victor Hugo için ise besindir insana: “Okumak gıdadır. Okuyan insanlık, bilen insanlıktır.”

Sadece bunlar değil tabii; kitap okuyan herkesin kendine göre bir nedeni ve kitap okumaktan bir edinimi vardır.

Bana gelince benim için ufukların ötesine geçmenin, maddi dünyanın sınırlarını aşmanın, bambaşka dünyaları tanımanın bir aracıdır kitap okumak…

Nedim İnce

Ayvalık / 25. 01. 2026