MÜZİK YALNIZCA MÜZİK DEĞİLDİR

Abone Ol

Titos Ksirellis, 1903 yılında Midilli’de doğan, 1985 yılında ölümünden sonra Midilli’de sonsuz yolculuğuna çıkan Yunanistan’ın dünya çapında ün yapmış opera sanatçısı, besteci ve söz yazarıdır.

Midilli, adalısı olan sanatçıya büyük bir sevgi ve saygı duyduğunu, bu sene beşincisini düzenledikleri ‘Titos Ksirellis Çok Sesli Korolar Festivali’ ile her sene göstermektedir.

AYKÜSAD Çok Sesli Korosu olarak, geçen sene olduğu gibi bu sene de başta AYKÜSAD başkanı Yaşar Akçay olmak üzere AYKÜSAD yönetim kurulu ve gönüllülerinin özel çabalarıyla festivale katıldık. Sanatın köprü, müziğin dostluk olduğunu bir kez daha yaşayarak deneyimledik.

14 Haziran’da başlayan ve yirmi dört koronun katıldığı festivalin son günü olan 17 Haziran’da, Midilli’den kardeş koromuz ki birçok sahnede birlikte şarkı söyledik, ‘Melirrytos Çok Sesli Korosu’ ile festivalde son iki sahneyi alan korolardık.

Koro şefleri Tülin Özdem ve Gogo Filippou’nun sahnede birbirlerine gösterdikleri içten sevgi müziğin dostluk olduğunu bir kez daha görmek isteyen herkese gösterdi. Her iki koronun beraber söylediği şarkılar da sanatın nasıl bir köprü olduğunu tüm kalplere hissettirdi.

Koro şefimiz Tülin Özdem, sahne aldığımız tüm etkinliklerde hazırladığı repertuarlarla müziğin sadece müzik olmadığını bize ve izleyicilere hissettiriyor. Her repertuarı, felsefi bütünlüğü sağlayacak şarkılar seçerek oluştururken, şarkıların sıralamasını da birbirini besleyen ve bütünleyen bir akış ritmini gözeterek yapıyor.

Koro şefimiz Özdem’in ‘5. Titos Ksirellis Çok Sesli Korolar Festivali’ için hazırladığı ve festivalde seslendirdiğimiz repertuar da bir felsefi bütünlüğe, birbirini besleyen ve bütünleyen bir akış ritmini sahipti.

Repertuarın felsefesi, insanın emeği, yaşam sevinci, insan olma çabası, direnme azmi, özgürlük arzu ve mücadelesi temaları üzerine oturuyordu. Parçaların sırası da bu temaların birbirlerini beslemesini sağlayan ve onları bütünleştiren bir akış ritminde yer alıyordu.

Seslendirdiğimiz ilk parça ‘Heyamo’, Doğu Karadeniz ve Gürcistan bölgesi kadınlarının tarlalarda çalışırken tempo tutmak, yardımlaşmayı pekiştirmek için söyledikleri bir iş şarkısı. Emeğin şarkısı. Aynı zamanda 1921 yılında Sovyetler Birliği ile yapılan antlaşma sonucu Sarp köyünün ortasından geçen Sarp Deresi’nin sınır olarak belirlenmesiyle bir anda başka ülkelerin vatandaşı olan köylülerin, heyamo iş şarkısının ritmiyle, heyamo sözünün aralarına yerleştirdikleri Lazca sözlerle birbirleriyle uzaktan haberleştikleri bir şarkıdır. Sınırları aşan müzikal iletişim köprüsüdür.

İkinci parça ‘Ben Giderim Batum’a’, Karadeniz kıyıları ile Gürcistan arasındaki tarihi, ticari ve kültürel bağları anlatan anonim bir Sinop türküsüdür ve sevdayı, ayrılığı, özlemi, Karadeniz horonu ritmiyle gönüllere iletir. Neşeyi hayatın bir parçası olarak bize sunar.

Üçüncü parça, harflerin ve sayıların gizemine (ilm-i hurûf) inanan batıni bir tasavvuf akımı olan Hurûfilik inancına mensup, 16. Yüzyılda Edirne ile Kırklareli arasındaki Çöke'de yaşamış Bektaşi Erenlerinden Muhyiddin Abdal'ın bir şiirinin bestesi: ‘İnsan İnsan’. İnsanın kendine dönerek kendisini tanımasını anlatan; insanı anlatan, izleyenlerin içini titreten bir şarkıydı.

Dördüncü parçamız ise artık tüm dünyaya mal olmuş İtalyanca bir direniş parçasıydı: ‘Bella Ciao’ yani bizim bildiğimiz adla ‘Çav Bella’. İtalya’nın Po ovasında çeltik tarlarında ölümüne çalıştırılan işçilerin, evden ayrılırken karısına ‘Elveda Sevgilim’ diye söylediği, acının, isyanın halk şarkısı. Bella Ciao halk şarkısı, sözleri değiştirilerek, İkinci Dünya Savaşında, Faşist Mussolini yönetimine ve İtalya’yı işgal etmiş Nazi’lere, ülkelerinin özgürlüğü ve kendi özgürlükleri için direnen İtalyan direnişçilerinin, partizanların direniş marşı olmuş. 1947 yılında Prag’da yapılan dünyanın 71 farklı ülkesinden binlerce kişinin katıldığı ‘Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali’nde İtalyan anti-faşist grupların seslendirdikleri Bella Ciao yani Çav Bella şarkısının bu marş versiyonunun tüm dünyaya yayılmasını sağlamış. Sömürüye, adaletsizliğe ve kötülüğe direnişin olduğu her ülkeden, kültürden insanların ortak marşı olan ‘Çav Bella’ koro olarak seslendirdiğimiz son parçaydı.

Lütfi Özdem’in çaldığı özgün piyano eşliğinde parçalarımızı seslendirirken, merkezinde insan olan, emeğin, sevdanın, özlemin, neşenin ve direnişin hüznünü, sevincini, coşkusunu yaşadık, bütünleştiğimiz salonla birlikte.

Yine Lütfi Özdem’in duygulara hitap eden piyanosu eşliğinde, kardeş koromuz Melirrytos ile beraber Türkçe ve Yunanca seslendirdiğimiz ‘Leylim Ley’ ve ‘Seni Alırsa Furtuna’ şarkılarıyla, bir kez daha sevgiyi, dostluğu, dayanışmayı, kısaca insan olmayı derinden hissettik, hissettirdik.

Tülin Özdem’in, ‘Müzik sadece müzik değildir.’ ifadesinin hayatla buluştuğu bir etkinlikti yaşadıklarımız ve yaşadıklarımız yenilerinin de yaşanacağının bir habercisiydi aynı zamanda…

Nedim İnce

Ayvalık / 19. 06. 2026