Osmanlı mutfağından kaçan tarif - İstanbul sarmasının sırrı ortaya çıktı
Sarma zaten sevilen bi şey ama bu versiyon biraz farklı. Hani o eski usul sofralarda olan, tadı damağa yapışan tür var ya, işte o İstanbul usulü sarma. İçindeki malzemeler işi baya başka bi noktaya götürüyo.
İç harçta gizli olay - tatlı tuzlu arası bi lezzet
Klasik pirinç-soğan tamam ama kuş üzümü ve dolmalık fıstık girince iş değişiyo. Hafif tatlımsı bi aroma oluşuyo. Üstüne tarçın, yenibahar gelince kokusu bile insanı acıktırıyo.
Eskiden özellikle kalabalık aile sofralarında bu tarz yapılırmış. Anneler, teyzeler yarışa girer gibi sarma sarardı. Hala bazı evlerde aynı gelenek devam ediyo.
Yaprak işi önemli - yanlış yaprak her şeyi bozar
Asma yaprağı iyiyse sarma zaten kurtuldu sayılır. Salamura kullanıyorsan mutlaka suda beklet, yoksa tuzdan yenmez. Taze yapraksa hafif haşlamak yeterli.
Sarma tekniği - çok sıkarsan hata
Herkes ince olsun diye bastırarak sarıyo ama bu yanlış. Çok sıkı sarma, pirincin pişmesini zorlaştırır. Biraz boşluk bırakmak lazım, yoksa içi diri kalır, hoş olmaz.
Pişirme kısmı - sabır lazım biraz
Tencereye diz, üstüne limon koy, zeytinyağı gezdir. Bir de tabak kapat, açılmasın diye. Kısık ateşte ağır ağır pişsin. 35-40 dakika sonra mutfak kokudan doluyo zaten.
Bir de küçük detay, hemen yeme. Dinlenince tadı oturuyo. Hatta ertesi gün daha iyi diyen çok, abartı sayılmaz.
Kısaca bu sarma başka bi şey. Bir kere evde yapınca dışardan alınan biraz yavan geliyo, net.





