Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Buğday, arpa, çavar, yulaf gibi hububat ürünlerinde dekara 8 lira olan desteği 16 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Organik ve organomineral gübre kullanan üreticilerimize ise ilave olarak dekara 10 lira olan destekleme ödemesini dekara 20 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal” dedi.

Abone olbanner90
Politika 17.02.2021, 21:34
9
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Buğday, arpa, çavar, yulaf gibi hububat ürünlerinde dekara 8 lira olan desteği 16 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Organik ve organomineral gübre kullanan üreticilerimize ise ilave olarak dekara 10 lira olan destekleme ödemesini dekara 20 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesine yapılan harekatla ilgili toplantıda ayrıntılar üzerinde durulduğunu açıkladı. Bu harekatta şehit düşen 3 asker ile PKK’lı teröristler tarafından katledilen 13 vatandaşa Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine baş sağlığı diledi. Türkiye’nin terörle mücadelesine ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye 40 yıldır bölücü terörle mücadele eden, bu uğurda pek çok kayıplar veren, acılar çeken bir ülkedir. Bu süreçte devlet olarak her yolu deneyerek terör bataklığını kurutmaya çalıştık. Ülkemizin siyasi ve sosyal çalkantıyla boğuştuğu dönemler, terörün en çok azdığı yıllar olmuştur. Mesela 1990’lı yılların kaotik ortamında terör örgütü, hem askerlerimiz, güvenlik güçlerimiz ile diğer kamu görevlilerimize, hem de sivil vatandaşlarımıza karşı acımasız saldırılar gerçekleştirmiştir. Örgütün bu dönemde yaptığı katliamlarda bebeklerden çocuklara, kadınlardan yaşlılara kadar ayrım gözetilmeksizin herkes hedef alınmıştır. Milletimiz birlik ve beraberliğine sahip çıkarak, devletimiz de tüm kurumlarıyla güçlü bir mücadele vererek gözünü kin ve kan bürüyen örgütün hedefine ulaşmasını engellemiştir. Bölge ülkelerinin ve küresel güçlerin piyonu haline dönüşen örgüt, bir süre kendi kabuğuna çekilmiştir. Türkiye üzerinde hesabı olan çevreler, 2013 yılından itibaren pek çok araç ile birlikte PKK’yı da yeniden harekete geçirdiler. Bu dönemde terör meselesini suhuletle çözüme kavuşturmak için tüm risklerini göze alarak çeşitli adımlar attık. Hiçbir insanımızın kanı dökülmesin, yüreği yanmasın, analar ağlamasın, çocuklar yetim kalmasın diye her türlü gayreti samimiyetle gösterdik. Buna rağmen milletimizin birliğine, ülkemizin bütünlüğüne göz diken çevrelerle birlikte hareket eden terör örgütü yeniden eylemlere başladı. Özellikle 2015 Temmuz ayından itibaren yoğunlaşan saldırılar çeşitli ilçelerimizin çukurlarla kuşatılmaya çalışılmasına kadar vardı. Sur, İdil, Cizre, Silopi, Nusaybin, Derik, Dargeçit ilçelerimizde yaşanan hadiseler güvenlik kuvvetlerimizin müdahalesi ile bastırılmıştır. Sadece bununla kalınmamış sınırlarımız içinde kapsamlı terör operasyonları yürütülmüştür. Bu saldırıların ardından gelen 15 Temmuz darbe girişimi terör olaylarıyla ülkemizde oluşturulmak istenilen iklimin asıl amacını ortaya sermiştir. Türkiye’ye terörden darbeye her yöntemi kullanarak diz çöktürmeye çalışanlara karşı milletimiz, istiklaline ve istikbaline canı pahasına sahip çıkarak tarihi bir ders vermiştir. Sadece 15 Temmuz gecesi 251 kardeşimiz şehit olurken, 2 bin 734 kardeşimiz de yaralanarak gazilik unvanı ile şereflendi. Güney sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu kırmak için de çok sayda harekat gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı ile başlayan Zeytin Dalı, barış pınarı ve Bahar kalkanı ile süren bu harekatlar sayesinde Suriye sınırlarımızın önemli bir bölümünü güvenli hale getirdik. Irak sınırımızın ötesinde de terör örgütünün ülkemize sızmasını önlemek üzere kalıcı üs bölgeleri oluşturduk" dedi.

“Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 17 bin 750’yi bulmuştur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan son 5 yılda yapılan operasyonlarda terör örgütüne büyük darbe vurulduğuna vurgu yaparak, "Ülkemizin temmuz 2015 yılından bugüne kadar sınırları içinde ve sınırları dışında yürüttüğü operasyonlarda verdiği şehit sayısı 401’i asker, 443’ü jandarma, 299’u polis, 116’sı güvenlik korucusu olmak üzere toplam bin 259’dur. Yine bu dönemde terör örgütlerinin saldırılarında 770 vatandaşımız hayatını kaybederken, 5 binin üzerinde vatandaşımız yaralanmıştır. Buna mukabil aynı dönemde yurt içinde 6 bin, yurt dışında 6 bin 900 olmak üzere toplamda 12 bin 900’ün üzerinde terörist imha edilmiştir. Bu operasyonlarda bin 300’yakın terörist yaralı, yine bin 300’ü aşkın terörist sağ ele geçirilirken, 2 bin 243 terörist de teslim olmuştur. Böylece etkisiz hale getirilen terörist sayısı 17 bin 750’yi bulmuştur. Bir başka ifade ile terör örgütünün yıllarca uğraşarak kurduğu kadronun önemli bir bölümü bu 5 yıllık süreçte büyük ölçüde bertaraf edilmiştir. Elbette tek bir şehidimizin tırnağını bile bu teröristlerin topuna birden değişmeyiz. Ama milletimizin her bir ferdinin ülkesinin istiklali ve istikbali söz konusu olduğunda karşısındaki ister terörist olsun, ister darbeci, gözünü kırpmadan şehadete yürüyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Burada rakam olarak ifade ettiğimiz her bir şehidimizin, her bir gazimizin, hatta her bir teröristin nihayetinde bir can olduğunu asla unutmuyoruz. Biz ne batılılar gibi insanı metalaştıran, ne PKK ve DEAŞ gibi sapkın örgütler gibi körü körüne ölümü yücelten, ne de FETÖ’cüler gibi iradesini tek kişinin eline teslim eden bir anlayışa sahip değiliz. Medeniyetimizin temelinde ‘insanı yaşat ki, devlet yaşasın’ anlayışı vardır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz inancımız ve değerlerimiz yolunda mücadele ederken şehitlik ve gazilikle müşerref olmayı en üstün vasıf olarak kabul ederiz. Bu vasıfları diğer toplumlardan ayırt edici özelliklerimiz olarak iftiharla taşırız. Ama bizim elimizde tek bir masumun kanı yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Bizim geçmişimizde tek bir coğrafyanın veya toplumun sömürülmesinin ayıbı yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Bizim sırtımızda kendi çıkarı için dünyanın kalanını ateşe atma bencilliğinin kamburu yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Ne ecdadımızdan böyle bir miras aldık, ne kendimiz böyle bir zillete bulaştık, ne de evlatlarımıza böyle bir utanç bırakacağız. Türkiye’yi kimi vakit tarihi ile kimi vakit halen yürüttüğü harekatları ve izlediği politikaları ile yargılamaya kalkanların hiç birinin geçmişi ve bugünü böylesine tertemiz değildir. Katran karasından beter halleri ile ülkemize insanlık, hak, adalet, özgürlük, demokrasi dersi vermenin peşine düşenlere diyorum ki, önce siz aynaya bakın ve kendi gerçeklerinizle yüzleşin. Sırca köşklerinizin en küçük bir krizde, en küçük bir sarsıntıda, en küçük bir rüzgarda nasıl temellerinden sarsıldığını biz görüyoruz. Eminim sizler de farkındasınız. Biz ise binlerce yıllık köklü geçmişimizde nice fırtınalar atlattık, Allah’ın izni ile nicelerini de sapa sağlam atlatırız. Biz hiçbir zaman zalim olmadık, zalimin yanında yer almadık, zalime teslim olmadık. Çünkü biz her zaman mağdura kucak açtık, mazluma el uzattık, hakkını arayanla birlikte olduk, hukukunu koruyanın safını tercih ettik. Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da, Somali’de, Filistin’de, Irak’ta, Bosna’da, Kıbrıs’ta bunu yaptık, velhasıl müdahil olduğumuz her yer de aynı onurlu tavrı gösterdik. Şayet bunun için bir bedel ödememiz gerekiyorsa da ödedik. Bu bedeli yeri geldi sokaklarımız karıştırılarak ödedik, yeri geldi siyasi kaos denemesiyle ödedik, yeni geldi terör örgütleri sınırlarımız içinden ve dışından üzerimize salınarak ödedik, yeri geldi darbe girişimi ile ödedik, yeri geldi ekonomik tuzaklar ile ödedik, yeri geldi uluslararası alanda haksız, hukuksuz baskılara maruz kalarak ödedik. Ama hiçbir zaman eğilmedik, hiçbir zaman diz çökmedik, hiçbir zaman teslim olmadık. Milletimizle birlikte bir olduk, iri olduk, diri olduk, hep birlikte kardeş olduk, önümüze çıkan tüm engelleri aşmayı başardık.”

“Bize parmak sallama riyakarlığına yönelmeleri sadece midemizi bulandırıyor”

Terörle mücadele meselesinin her türlü siyasi çekişmenin, hesabın, günlük polemiklerin üzerinde tutulması gereken milli bir konu olduğunun altını çizen Erdoğan, “Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği ile ilgili böyle kritik bir konuda her siyasi partinin sorumluluk duygusu ile hareket etmesini beklemek en temel hakkımızdır. Şöyle kalplerinden gelen bir his ile tam tarifini yaparak amasız, fakatsız, lakinsiz bir şekilde terör örgütünü kınamayan hiç kimse kendini bu ülkenin partisi, bu ülkenin siyasetçisi olarak taktim edemez. PKK ile arasına mesafe koyamadığı için bizim nezdimizde hiçbir zaman gerçek bir siyasi kurum haline gelemeyen bir parti var. Bu parti kendi resmi hesabından PKK ile irtibatlarını belgeleyen bir paylaşımda bulunduğu için İletişim Başkanımızı ‘hesap vereceksiniz’ diye tehdit ediyor. Terbiyesize bak. Alçaklıkta demiyorum, çukurlukta sınır tanımayan bu terör örgütü yardakçılarına Cumhur İttifakı olarak diyoruz ki, asıl bu millet sizden, önce şehidimizin, onca gazimizin hesabını soracak. Hem de öyle bir soracak ki, bir daha kimse benzer ihanetlere teşebbüs edemeyecek. Hadi bunlar tescilli terör yardakçısı. Peki bu ülkenin ikinci büyük partisi durumundaki CHP’ye ne oluyor. Kılıçdaroğlu dün yine çıktı tamamı yalan, tamamı yanlış, tamamı hezeyan olan bir sürü zırvayı arka arkaya sıraladı. Arada bize güya sorular soruyor, bu soruları dünyadan ve ülkemizden haberi olmayan, tüm ömrü kuytu köşelerde geçmiş bir meczup sonra diyeceğiz ki mazurdur. Ama öyle değil. CHP’nin başındaki adamcağız hayatının bir bölümü memuriyetle, kalan kısmı siyasetle geçmiş, kasetle gelmiş te olsa bunca yıldır CHP’nin Genel başkanlığı koltuğunu cebren ve hile ile işgal etmiş bir adamcağızdır. Buna rağmen böyle sorular sorabiliyorsa biz bunun arkasında başka niyetler ararız. Söylediklerine bakarak her şeyden önce bu zatın PKK terör örgütünün nasıl bir alçak yapı olduğundan, bu güne kadar hangi katliamları yaptığından, kimlerden destek aldığından, insanlıkla uzaktan yakından ilgisi bulunmadığından habersiz olduğunu anlıyoruz. Yine bu zatın terörün uluslararası boyutundan, terör örgütlerinin uluslararası alanda nasıl bir aparat olarak kullanıldığından, uluslararası ilişkilerin görünen ve görünmeyen boyutlarıyla nasıl yürüdüğünden zerre kadar malumatı olmadığını görüyoruz. Bu operasyonun sorumlusu elbette aynı zamanda Başkomutan ve yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanından Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına, askerinden polisine ve istihbaratçısına kadar tüm mensuplarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bunlar kendilerini herhalde bu devletin bir mensubu olarak görmedikleri için, bunun için olsa gerek, geçmişte Suriye’den Karabağ’a, Libya’dan Doğu Akdeniz’e kadar yaptığımız hiçbir operasyonu zaten sahiplenmediler. Biz milletimizle birlikte gerektiğinde yeri düvele meydan okuyarak, gerektiğinde büyük çatışmaları göze alarak, gerektiğinde tüm gücümüzle haykırarak, gerektiğinde sessizce bu harekatları gerçekleştirdik. Terör örgütünü samimi bir kınam yapmaya dilleri varmayanların yaşanan acı hadise karşısında şahsımızı ve devleti suçlama konusunda gösterdikleri canhıraş gayreti ibretle takip ediyoruz. Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi destek vermeyip, tam tersine her fırsatta alenen veya sinsice teröristlere arka çıkanların acı verici bir hadise yaşandığında kürsüden bize parmak sallama riyakarlığına yönelmeleri sadece midemizi bulandırıyor. Halbuki dün Milli Savunma Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bizzat gidip operasyonla ilgili hem CHP’nin başındaki zatı hem de İyi Parti Genel başkanını bilgilendirdiler. Ayrıca bakanlarımız TBMM Genel Kurulunda tüm milletvekillerimize de konu ile ilgili gereken izahatı verdiler. Yapılan bilgilendirme toplantısının hemen ardından CHP grup toplantısında sergilenen pespayelik söz konusu zatın rezil karakterinin artık iyice bildiğimiz, tanıdığımız tezahüründen başka bir şey değildir. Geçtiğimiz Çarşamba günü grup toplantımızda CHP’nin belediyecilikteki başarısızlıklarına dikkat çekmek için söylediğim bir ifadeyi Gara’daki operasyonla ilişkili hale getirecek kadar alçalabilen bu süfli zihniyet karşısında adeta sözün bittiği yerdeyiz. İlk seçimde bu zatın hak ettiği dersi son defa alacağına inanıyorum. Böyle bir konuyla huzurlarınıza çıkmak mecburiyetinde kaldığım için bizleri dinleyen her bir vatandaşımdan helallik istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Biz Samanyolu Galaksisi diyoruz, onların aklı hala samanda”

Aya ulaşmanın veya uzaya bir Türk vatandaşını göndermek gibi hedeflerin yalnızca birkaç adım ötede olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Uzay Programının ve Türkiye’nin bu alandaki vizyonunun milletimizce büyük bir heyecan ve teveccüh ile karşılandığını görmek bizleri memnun etti. Ayrıca bu milletin derdiyle dertlenemediği gibi heyecanını paylaşamayan, başarılarıyla gururlanamayan nasipsizler burada da hemen kendilerini gösterdiler. Biz Samanyolu Galaksisi diyoruz, onların aklı hala samanda. Dünyanın dört bir yanındaki uzman ve araştırmacılar tarafından da taktirle karşılanan bu vizyonel atılıma ‘uzay masalı’ diyecek kadar küçüldüler. Geleceğe attığımız her adımı ‘yapamazsınız, başaramazsınız’ diyerek önemsizleştirmeye çalışanları kendi masal dünyalarında bırakıp en iyisini yaparız demeye devam edeceğiz. Bu yolda attığımız önemli adımlardan bir diğeri olan Türkiye’nin otomobili Projesi de son sürat devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Gemlik’te temelini attığımız inşaatı gece gündüz sürüyor. Şuana 35 bin zemin güçlendirme kolonu imal edildi, boya, enerji ve gövde binalarının alt yapı çalışmaları tamamlandı. Otomobilimizin teknolojik donanımına ilişkin de geçtiğimiz hafta önemli bir adım attık. Meteoroloji Genel müdürlüğü ile Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu arasında meteorolojik verilen anlık paylaşımına yönelik bir işbirliği gerçekleştirildi. Bu sayede TOGG meteorolojinin anlık verilerinden yararlanarak sürücüyü uyarırken, yapay zeka ara yüzü sayesinde kendisini de geliştirecek. Fikri mülkiyet haklarının tamamı size ait olan bir otomobile sahip olduğunuzda işte bu şekilde hangi teknolojiyi isterseniz onu aracınıza ekleyebiliyorsunuz. Eğer bu araç Türkiye’nin yerli ve milli otomobili olarak geliştirilmeseydi böyle bir imkanı da elde edemeyecektir. İnşallah bu ve benzeri birçok yenilikçi teknoloji ile TOGG hedeflediğimiz tarihte milletimizin hizmetine sunulacak” dedi.

“IMF Türkiye’nin yüzde 1,2 büyüyeceğinde önceki tahminini güncellemek zorunda kaldı”

2020 yılının son ayına ilişkin sanayi üretim verilerinin açıklandığını, buna göre sanayi üretiminin beklentileri aşarak bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9 artış gösterdiğini söyleyen Erdoğan, “Böylece 2020 yılının son çeyreğinde sanayi üretimini en çok artıran G-20 ülkesi olmayı başardık. Sanayi üretimindeki bu güçlü artış Türkiye’nin 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatacak nadir ülkelerden olduğunu bir kez daha teyit etti. Hatırlayacaksınız, salgın başladığında IMF Türkiye’nin 2020’de yüzde 5 daralacağını öngörmüştü, bugün geldiğimiz noktada IMF Türkiye’nin yüzde 1,2 büyüyeceğinde önceki tahminini güncellemek zorunda kaldı. Bu süreçte üreterek büyüyen Türkiye için durmak bilmeden çalışan sanayicilerimizi ve emekçilerimizi tebrik ediyorum. Tedarik zincirlerinde yaşanan tüm aksaklıklara rağmen üretim sektörümüz bırakın yurt içi talebi karşılamayı, uluslararası taahhütlerde tüm dünyaya örnek olacak bir gayret ortaya koydu. Nitekim bu başarı ihracatımıza da yansıdı. Geçtiğimiz yıl 169,5 milyarlık bir ihracat rakamına ulaşarak küresel ihracat içerisindeki payımızı ilk defa yüzde 1’in üzerine çıkarttık. Küresel doğrudan yatırımların yüzde 42 gerilediği bir dönemde Türkiye yaklaşık 8 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım çekmeyi başardı. Sermaye piyasalarından otomobil ve konut satışlarına kadar her alanda umut verici yükselişlerin yaşandığı bir yılı geride bıraktık. Ekonomimizin bu dönemde gösterdiği performans inşallah salgın sonrası süreçte ülkemize duyulan güveni çok daha üst seviyelere taşıyacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde

Kısa çalışma ödeneğinin süresini son defa olarak Mart ayı sonuna, asgari ücretteki artış miktarı kadar yükseltilen nakdi ücret desteğinin süresini de 17 Mart’a kadar uzatıldığını belirten Erdoğan, çiftçilere gübre desteği ile ilgili 2 müjde verdi. Erdoğan, ”Bay Kemal çok heyecanlanıyor, acaba bu müjde neydi diye, tekrar edeyim, gübre desteklerini küresel emtia fiyatlarında yaşanan gelişmeleri göz önünde bulundurarak yüzde 100 artışla 2 katına çıkartıyoruz. Buğday, arpa, çavar, yulaf gibi hububat ürünlerinde dekara 8 lira olan desteği 16 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Organik ve organomineral gübre kullanan üreticilerimize ise ilave olarak dekara 10 lira olan destekleme ödemesini dekara 20 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Bu destek ödemeleri çiftçilerimizin kaynağa en çok ihtiyaç duydukları ilkbahar döneminde hesaplarına yatırılacaktır. Çiftçilerimiz üretmeye devam ettikleri müddetçe biz de onları desteklemeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Büyükşehirde Hangi Hizmetin Aksadığı Kanısındasınız ?