RAHMİ YILDIRIM

Abone Ol

Biliyorum, yazıyı okuma niyetinde olan birçok kişi için başlangıçta bu isim bir anlam ifade etmeyecek, ta ki yazıyı sabırla okuyup bitirene kadar… Okumayı bitirenler de farklı anlamlar yükleyecekler ki bu da hayatın akışında şaşırtıcı bir şey değil.

Rahmi Yıldırım, Kuleli Askeri Lisesi’nde 1971-74 yıllarında Fransızca kısımlarında öğrenim gördü. Bu ayrıntı benim için önemli. Zira ben de Fransızca kısımların birindeydim ve o nedenle lisenin ilk yıllarından itibaren temas halinde olduğum bir arkadaşımdı; ülkenin dört bir yanından gelerek birbirine destek olup birbirini büyüten diğer çocuklar gibi.

Rahmi Yıldırım daha lise sıralarında dersleri dışında da okuyan, arkadaşlarını okumaları için teşvik eden, sinemaya, tiyatroya, sanata meraklı ve arkadaşlarında da bu merakı uyandırmaya çalışan bir arkadaşımdı.

Kuleli Askeri Lisesi’nden sonra benim tıp fakültesine gitmemle okullarımız ayrıldı da kentlerimiz aynı kaldı; O, Kara Harp Okulunda, ben Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenimimizi sürdürdük. Aynı dünya görüşü, ülke için duyulan aynı kaygılar, aynı kentte olmakla birleşince sık görüşmemiz kaçınılmaz oldu.

İyi de oldu…

Kuleli Askeri Lisesi’nde tarihe, özellikle Osmanlı Tarihi’ne duyduğu ilgi herkesin bilgisi dahilindeydi. Hafta sonları izine çıktığımızda yaptığı, tarih kitaplarının izlerini takip etmekti. Bir hafta sonu izninde birlikte gittiğimiz bir kitapçıdan, önceden birçok kitap aldığı için özel indirim alarak, bana da Osmanlı’nı tarihini anlatan bir kitap seti almıştık.

Rahmi benden iki sene önce jandarma teğmen olarak mezun olup Ankara’dan ayrıldı. Görev beklemezdi ve bekletmedi.

Derken, ülkedeki kaosu düzene sokacağım diye yaptıkları askeri darbeyle yönetimi elen alan askeri yönetim dönemi geldi. Askeri yönetim uyguladığı yoğun yasaklar ve kullandığı şiddetle, kaosu düzene soktu. Bunun sonucunda toplumun geniş kesiminden aldığı onayla ülkenin muhalif insan ve kurumlarının üzerinden buldozer gibi geçti; sermaye için, sistem için ülkeyi gül bahçesine çevirdi.

Genç subaylar içinden ‘muhalif’ olabileceğini düşündüğü hemen herkesi listeledi ve kendilerine göre sırası geldikçe ordudan uzaklaştırdı.

Rahmi Yıldırım da bundan nasibini aldı. Askeri yönetimin hapishanelerinde nelerle karşılaştığını o dönemki gazetelere yansıyan haberlerden öğrenebiliyoruz.

Senelerce tutuklu olarak yargılandığı askeri cezaevinden beraat ederek çıktı. Okumaya merakı, topluma duyduğu sorumluluk onu Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim görmeye itti.

Başarılı bir gazeteci oldu. ANKA Haber Ajansı’nda yıllarca çalıştı. Oradan ayrıldıktan sonra da serbest gazeteciliğe devam etti. Kişisel blogunda ve çeşitli internet sitelerinde gündeme dair net ve köşeli yazılar yazmayı sürdürdü. Bu nedenle yargılandı ve tümünden beraat etti. Birçok Avrupa ülkesinin radyolarının Türkçe bölümlerinde haber ve yorumlar yaptı.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dersler vererek yeni gazetecilerin yetişmesine katkı sundu.

Örgütlü mücadelenin önemini bilen Rahmi Yıldırım, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde genel başkanlık, genel sekreterlik, onur kurulu üyeliği görevlerini üstlendi.

Askeri Darbelerin Askeri Muhalifleri Derneği’nin kurucu başkanlığını yaptı ve ordudan atılan subayların uğradıkları haksızlıkların giderilmesi için mücadele etti ve önemli kazanımlar elde edildi.

Okuduklarından, yaşadıklarından, haber ve yorum olarak yazdıklarından biriktirdiği bilgi ve deneyimleri bir süre sonra onu kitap yazmaya sürükledi.

Ve kitaplar ardı ardına sökün etti; orduda ve basında yaşananları içeriden anlatan bir kişi olan Rahmi’nin kaleminden.

Sermayenin Paşaları, Dördüncü Ordu Medya, Devşirmeler Dönekler / Türk Medyasından Portreler, Kışlada SOLkırım, Darağacındaki Devrimci Teğmen Ömer Yazgan, Su Uyur Hulusi Akar, Harbiye’den Cephe’ye (Hainlik Bizde Kalsın).

Kitaplarında rahatsız ettiği bazı kişiler tarafından dava edilse de sadece doğruları yazdığı için hepsinden beraat etti.

Gerek ordu gerekse basınla ilgili önemli bilgiler ve yorumlar içeren kitaplarıyla tarihe not düştü.

Yaşamının her döneminde iyiye, güzele, sömürünün engellenmesine, hak ve adalete, eşitliğe yönelik toplumsal mücadelelerin içinde oldu, önderliğini yaptı.

Hayatının her dönemini cesareti, kararlılığı, mücadele azmi ve dürüstlüğü ile çevresinde sevilen, sayılan ve örnek alınan bir insan olarak yaşadı.

Aramızdan zamansız ayrılışının ardından yapılan veda törenine katılan insanlar, O’nun ne kadar sevildiğini bir kez daha göstermiş oldu.

Üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmiş olmanın huzuruyla, vedaya katılanları gülümseyerek izleyip sonsuza doğru yolculuğuna huzurla devam ettiğini, rahatlıkla yazabilirim dostum Rahmi için.

Yolun ışık olsun!

Nedim İnce

Ayvalık / 01. 05. 2026