Gülşah ATICI-Eser PAZARBAŞI/ADANA, (DHA)- ADANA'da Çukurova Üniversitesi'nden (ÇÜ) Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, halk arasında bilinenin aksine yüksek rakımlara çıkıldıkça oksijen miktarının azaldığına dikkati çekerek kalp rahatsızlığı olan yaylacıları uyardı. Doç. Dr. Çağlıyan, 'Normal alıştığı hayatında bile nefes darlığı çok fazla olan, efor derecesi de belirgin şekilde kısıtlanmış olan hastalarda biz çok fazla yüksek rakımlara gidilmesini tavsiye etmiyoruz' dedi.
Kalp ve damar hastalıklarının Türkiye'de ve dünyada her yaş grubunda en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, toplumda bu hastalıkların yaz aylarında daha fazla tetiklendiğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyledi. Kış mevsiminin olası enfeksiyonlarla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından daha riskli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, bir diğer yanlış inanışın ise yüksek rakımlı yaylarla ilgili olduğuna dikkat çekti.
YÜKSEK RAKIMA ÇIKILDIKÇA OKSİJEN MİKTARI AZALIYOR
Yüksek rakımlara çıkıldıkça oksijen miktarının azaldığını ifade eden Doç. Dr. Çağlıyan, 'Bana çok fazla hastam burada sıcaklıklardan bunaldığını ve yaylaya gitmek istediğini söylüyor. Özellikle yanlış bilinen bir şey; yaylalara gittikçe insanlar oksijenin çok arttığını ve orada havanın çok temiz olduğunu düşünüyorlar. Aslında yüksek rakımlara çıktıkça oksijen miktarı azalıyor. Bu durumda da kalp ve damar hastalıkları olan kişiler bazı olumsuzluklar yaşayabiliyor' diye konuştu.
Oksijen miktarının azalmasının vücutta 'sempatik hiperaktivasyon' denilen bir alarm tablosuna yol açabildiğinin altını çizen Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, 'Bu tablo; tansiyon ve nabız yüksekliği, kalp yetmezliği ve oksijen durumu düşük seyreden ya da akciğer hipertansiyonu olan hastaların genel durumunun bozulmasına yol açabiliyor. Kendi aldığı ilaçlarla çok fazla nefes darlığı olmayan ve efor kapasitesi de çok kısıtlanmamış hastalarda yükseklere çıkmakta çok fazla sıkıntı yok. Ama normal alıştığı hayatında bile nefes darlığı çok fazla olan, efor derecesi de belirgin şekilde kısıtlanmış olan hastalarda biz çok fazla yüksek rakımlara gidilmesini önermiyoruz' dedi.
YAYLADA EFOR GEREKTİREN BAHÇE İŞLERİ YAPMAYIN
Kalp hastalarının yüksek yaylalarda dikkat etmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Çağlıyan, 'Kılavuzlarda genellikle 2 bin 500 metrenin üstüne çıkıldıktan sonra özellikle kalp hastalarında günlük 300-500 metreden daha fazla yükseklik çıkılmaması öneriliyor. Tabii bunlar şikayetleri olmayan hastalar için geçerli. Bazı hastalarımızın da yüksek yaylalara gidip orada fenalaşıp dönmek durumunda kaldığına şahit oluyoruz. İlla gidilmesi gerekiyorsa çok yüksek olmayan yaylalar tercih edilebilir. Orada da bahçe işleri gibi efor gerektiren işler yapılmamasını öneriyoruz. Çünkü yüksek rakımda bu biraz daha fazla bünyeyi ve kalbi yorabiliyor' ifadelerini kullandı.
'İLAÇLARIN DOZU YAZA GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİ'
Yaz mevsiminin kalp ve damar hastaları üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Çağlıyan, 'Özellikle sıcakla birlikte hastaların tansiyon durumlarında değişiklikler görüyoruz. Genel olarak kalp damarlarında genişlemeye meyil olması tansiyonu düşürebilirken, beraberinde olan sıvı kaybı ve stres durumu nabzın yükselmesine ve yine tansiyonun artmasına yol açabiliyor. Bu arada kalp hastalarının belli bir kısmı vücuttan sıvı kaybını artıran ilaçlar kullanabiliyorlar. Özellikle kalp yetmezliği olup da idrar söktürücü kullananlar gibi veya tansiyon hastalığı olup da tansiyon ilacı kullananlar gibi. Bu durumlarda da yine bu ilaçların dozajına bazı durumlarda dikkat etmek ve yaza göre ayarlamak gerekebiliyor. Bazı ilaçların dozunu artırmak gerekirken, bazılarını azaltmak gerekiyor' diye konuştu.
SIVI KAYBI PIHTILAŞMA RİSKİNİ ARTIRIYOR
Aşırı sıvı kaybının kanın akışkanlığını azaltarak pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini belirten Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, şöyle devam etti:
'Ayrıca sıvı kaybı bizim sevdiğimiz bir şey değil. Çünkü fazla miktarda sıvı kaybı olduğu zaman kan normale göre daha akışkan olması gerekirken, sıvı kaybedildiğinde kanın da akışkanlığı azalıyor ve kanda da tromboz dediğimiz pıhtılaşmaya olan meyil artıyor. Birçok acil durumun da hastalarımızda genelde pıhtılaşma artmasıyla tetiklendiğini düşünecek olursak bu da yine bizim hastalarımızı kötü etkileyen bir etken olarak karşımıza çıkıyor.' (DHA)





