ADANA,(DHA)- BAŞKENT Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Serkan Erkan, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken teşhisin önemine dikkat çekerek, onkoplastik cerrahi yöntemleriyle uygun hastalarda kanserli dokunun çıkarılırken memenin doğal formunun da korunabildiğini belirtti. Erkan, mamografide alınan düşük radyasyon dozunun taramadan kaçınmak için gerekçe olmaması gerektiğini vurguladı.
Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserine karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla her yıl ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak değerlendiriliyor. Erken teşhisin tedavi başarısında belirleyici rol oynadığı hastalıkta, düzenli taramaların yanı sıra gelişen cerrahi yöntemler de kadınların yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlıyor. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Serkan Erkan, meme kanserinde erken tanının tedavi seçeneklerini artırdığını, modern cerrahi yaklaşımların ise hastaların fiziksel ve psikolojik iyilik halini desteklediğini ifade etti.
RADYASYON KORKUSU ERKEN TEŞHİSE ENGEL OLMASIN
Meme kanserinin erken teşhisinde mamografinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Serkan Erkan, kadınların taramaya ilişkin en sık yaşadığı endişelerden birinin radyasyon maruziyeti olduğunu söyledi. Standart bir mamografi incelemesinde alınan ortalama radyasyon dozunun yaklaşık 0,4 milisievert (mSv) düzeyinde olduğunu ifade eden Erkan, 'Mamografide kullanılan radyasyon dozu oldukça düşüktür. Günümüzde modern cihazlarla bu doz mümkün olduğunca azaltılmaktadır. Radyasyona bağlı olası risklere karşılık, mamografinin erken teşhiste sağladığı fayda çok daha fazladır. Bu nedenle kadınların radyasyon endişesiyle kontrollerini ertelememesi gerekiyor. Özellikle 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taramaları çok önemli. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan veya yüksek risk taşıyan kadınlarda tarama sıklığı ve başlangıç yaşı hekim tarafından kişiye özel belirlenmesi gerekir' dedi.
MEMENİN DOĞAL FORMU KORUNABİLİYOR
Meme kanseri tedavisinde kullanılan onkoplastik cerrahi yöntemlerine de değinen Doç. Dr. Erkan, bu yaklaşımın kanser cerrahisi ile estetik cerrahi tekniklerini bir araya getirdiğini belirterek, 'Meme kanseri cerrahisinde önceliğimiz kanserli dokunun güvenli şekilde çıkarılmasıdır. Onkoplastik cerrahi sayesinde uygun hastalarda bunu gerçekleştirirken memenin doğal formunu da mümkün olduğunca koruyabiliyoruz. Böylece tedavi sonrasında oluşabilecek şekil bozukluklarını azaltarak estetik ve fonksiyonel açıdan daha iyi sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz. Uygulanacak cerrahi yöntem, tümörün büyüklüğü, yerleşimi, hastalığın evresi ve hastanın meme yapısına göre belirleniyor. Onkoplastik cerrahi yalnızca estetik bir yaklaşım değil, hastaların tedavi sonrasındaki yaşam kalitesini destekleyen önemli bir seçenektir' diye konuştu.
ERKEN TEŞHİS TEDAVİ SEÇENEKLERİNİ ARTIRIYOR
Meme kanserinde erken tanının hem tedavi sürecini hem de uygulanabilecek cerrahi yöntemleri etkilediğine vurgu yapan Erkan, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kadınlara çağrıda bulunarak, 'Meme kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavi seçenekleri artıyor ve uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor. Kadınlarımızın herhangi bir belirti beklemeden düzenli kontrollerini yaptırmaları, memelerinde fark ettikleri değişiklikleri ihmal etmemeleri büyük önem taşıyor. Unutmayalım, erken teşhis hayat kurtarır' ifadelerini kullandı. (DHA)
Next




