Meslek ahlakı: Kişilerin mesleklerini icra ederken bireysel veya kurumsal olarak uymaları beklenen ve genel olarak dürüst, iyi, doğru, güzel kabul görmüş davranışlardır. Mesela basın ahlakı. 

                                                                         ***
Yansız: Birinden yana olmayan veya bir düşünceye, bir isteğe katılmayan, onu desteklemeyen, yan tutmayan, tarafsız. 
                                                                          ***

Yanlı davranış: Taraf tutarak yapılan davranış türü. Taraflı, taraftar davranış.
                                                                           ***

Yandaş: Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse, yanlı, taraflı, taraftar. Basında yandaşlık, yakın yayın çizgisinde olmak.                   
                                                                            ***

Hak: Varlığın meşru kaynağı olan hak; herhangi bir varlığın
http://www.bakimliyiz.com/images/smilies/smilev.gif kanuni ya da ahlaki gerekçelerle, sahip olması veya yapabilmesi gereken şeyler olarak tanımlanmaktadır. Kısaca hak adaletin ve hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç olarak da tanımlanabilir.

                                                                            ***
Haklı: Davası, iddiası, düşüncesi veya davranışı doğru ve adalete uygun olan kişi.
                                                                             ***
Haklının yanında olmak: Nasreddin Hoca, meşhur fillerden kurtulmak maksadıyla, bir heyetle, Timur’un yanına gitmek üzere yola çıkar. Timur’un yanına varmaya yakın, heyettekiler Hocayı yalnız bırakırlar. Niçin; Timur’un gücünden korktuklarından. Hâlbuki heyet yola çıkarken niçin çıkmıştı? Filden rahatsızlıklarını dile getirmek için. Ama ilk fırsatta terk eder Hocayı yol arkadaşları. Günümüzde de aynı karakter yapısında insan çok.
                                                                           ***

Haklı ama yalnız, yalnız derken sayıca az. Haksız ama haklılık rolü oynayanlara taraf olmak.  Nasrettin Hoca gibi, haksızlığın yaşanmasına fırsat verenlere ders vermek için önde olan kişi de gereğini yapmalıdır.
                                                                          ***

Köylüler Timur ‘un huzuruna çıkmaktan korkuyorlar. Fillerinden de bıktıklarını her yerde anlatıyorlar. Gerekli olan Timur ‘a mertçe, açıkça fillerini al götür demektir. Haklının yanında gibi görünmüşler ama haksızlık yapanın yanında olmuşlardır. Önde olmak ve hakkın yanında bulunmak ne güzel, sayı çok önemli değil.
                                                                           ***

Yandaşlık; yandaşlık edilen kişi, topluluk veya kurumun duygu, düşünce ve davranışlarını hiçbir sorgulamaya tabi tutmaksızın olduğu gibi kabul etmektir. Aynı şekilde, yandaşı olduğu öznenin, hamlelerindeki değişiklik öncekinden tam aksi istikamete yönelmiş olsa bile yandaşlık, bu kabul edişin devamını gerektirir.
                                                                           ***

Yandaşlık, yandaşlık edilen makam tarafından yüzüne tükürüldüğü takdirde  bunu ilahi bir koruma ifadesi saymak yüzsüzlüğüdür. Gurur, izzet-i nefs, fedakarlık, vicdan, fikir namusu bir yandaşta asla rastlayamayacağımız türden duygulardandır. Bir yandaşın, destek olduğu yanlışlardan dolayı asla gözlerinin yaşarmaması ve yüzünün kızarmamasının sebebi budur.
                                                                           ***

Yandaşlıkta, iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış zıtlıkları her an birbirine döndürülebilir, değişkendirler. Yandaşlıkta, muhasebesini yapıp kontrol etme yoktur. Yandaşlığın  bir fikir faaliyetinin neticesi veya geleneğe dayalı olmayışındandır ki, yandaşlar, yandaşlık ettikleri şeyin yok edilmesi halinde tepki göstermezler.
                                                                             ***

Basında, yandaşlık kullanımında, doğru olanlar olduğu gibi yanlış ve tam karşılığı olmayan kullanımlar var. Muhaliflerin yandaş basın tanımlaması, yazdıklarına, resmettiklerine, doğruluğuna yanlışlığına bakmaksızın iktidar taraftarı olanlar için kullanılmaktadır. Öyleyse taraf olmak ya da tarafsızlığın ne olduğuna bakalım.

 

TARAFSIZ OLMAK

Medya tarafsız olamaz, olmaya çalışır. Ama tarafsız yazar veya tarafsız gazete ifadesinin kullanıldığını görüyoruz. Taraflı, yani bir grubun yandaşı olanlar kötüleniyor. Ayrım yapmanın, tarafsız davranmanın anlamına bakalım. Tarafsız davranmak gerektiği yerler varsa da, taraflı olmak; genelde iyinin, doğrunun yanında olmak, yani doğrunun tarafında olmak gerekir. Doğru ile yanlış varsa, insan doğrunun tarafında olur. Ben tarafsızım diye doğrudan uzak kalmak, doğruya düşman olmak, ayrım yapılmaz demek çok yanlıştır. İyi ile kötü, suçlu ile suçsuz, acı ile tatlı, soğukla sıcak ayrımı elbette yapılır. Dostla düşman, müminle kâfir ayrımı yapılır. Yapılmazsa, kim iyi, kim kötü bilinemez.

                                                                               ***
Hiç kimse tarafsız olamaz. Bir kimseyi tarafsız davranmaya zorlamak yanlıştır. İyinin yanında olmak, kötünün karşısında olmak, yanlış değildir. Ülkenin, milletin menfaati nerede ise, o tarafta olmak gerekir. Hakkın, doğrunun, iyinin yanında olanı taraf tutmakla suçlamak doğru olmaz.

                                                                                 ***

Her iş kolunda olduğu gibi medya tarafsız olmamalıdır. Hak neredeyse, ülkenin, milletin menfaati neredeyse, o tarafta olmalı. Basın, doğrudan yana yazmalı, resmetmelidir.

                                                                                  ***

İyiye iyi, kötüye kötü demek, tarafsızlığa gölge düşürür diye düşünmemek lazım. Doğruyu örten bir tarafsızlık, kötüdür. Hakkın, doğrunun, iyinin tarafında olmalı ve tarafsız olmaktan veya tarafsız görünmekten kaçınmalı.

                                                                                 ***

İbrahim Peygamber ateşe atılırken, karınca, ateşi söndürmek için ağzıyla su taşıdı. Bu suyla ateş söner mi? dediler. O da sönmese de, ben tarafımı belli etmeliyim, kimden yana olduğumu göstermeliyim dedi.

                                                                                ***

60-70 yıl önce, milletin çoğunluğu Adnan Menderes'in tarafındaydı, seçim sonuçları bunu gösteriyordu. İhtilali yapanlar, halktan korktukları halde, idam edileceğinde, halk tarafsız gibi davranıp hiçbir tepki göstermeyince, Menderes tarafsızlığın, renksizliğin, vurdumduymazlığın, nemelazımcılığın, korkaklığın kurbanı oldu.

                                                                                ***

Yandaş basın, paralel basın, muhalif basın adlandırmalarıyla birbirlerini ötekileştirmek, gurup taraftarı olmak yerine ve olaylarda tarafsız değil, doğrunun, iyinin tarafında olmak gerekir. Türkiye’nin içinde bulunduğu şu andaki kritik konumlarında, basın taraflı olmalı ama doğru olan tarafta taraflı olmalı.  Hoş kalın.       İsmet KADIOĞLU   Kasım - 2014