İki patronlu Uluslar arası yapım ve yıkım şirketi.

Yol döşeyecek; kendine uygun taşeronlar aradı ve buldu.

Proje kendilerinden; yapım, malzeme ve işçilik taşerondan.

Güzergâh 1920'lerde çizildi.

Ben Gurion isimli İsrailli'nin çok eskilerde çizdiği proje, stratejik ortağı tarafından durum ve şartlara göre zaman zaman revize edildi.

Yeni uygulamalar ve denemelerle, günümüzde son şeklini aldı.

Her güzergâh için bir veya birden fazla taşeron buldular.

Burası Ortadoğu coğrafyasıdır.

İngliz, o tarihlerde bu coğrafyayı cetvelle çizerek paylaştırdı.

Şimdi, her parçanın ortasından duble yol döşüyorlar.

Hepsinin menzili uçuruma çıkıyor.

***

Bizim coğrafyamızda denenen de budur.

Aramızda kavga varmış gibi, barış dilini konuşturarak bölünme nifakını soktular içimize.

Ardından bir “komşu-düşman” yaratıp onun içine de bir miktar terörist ihraç ettirdiler.

İki hafta içerisinde Şam'da Cuma namazına niyetlenilirken,

Bir baktık Irak-Şam hattında uyduruk bir devlet kurulmuş.

Adına da IŞİD demişler.

Daha bir hafta önce kendi garnizonumuzdan bayrağı indiren ihanet

Bu defa Irak'taki konsolosluğumuzu hem esir aldı, hem bayrağını indirtti.

Yani, içte ve dışta bir değil, iki defa bayrağımız indirilmiş oldu.

Bu defa “alnının çatından vuracaksın” diyenlerle “bunu ben mi yapacaktım” diyenler çatıştılar.

Neyse ki orta yolu yine Manisalı buldu:

Bayrak indirmenin cezası üç yılmış, öldürmek de olurmuy muş? deyiverdi,

Türk basınının mümtaz temsilcilerini bir cümle ile ikna ediverdi.

***

Şirket memnun, taşeron mesrur.

Aferin üstüne aferin alıyor ya, ona da lâzım olan bu.

İş elinde kalıyor, çıkarına halel gelmiyorsa mesele yok!

Taşeronun döşediği yollar geniş ve duble.

Üzerinden geçenler nereye varacağını bilmeden keyifle gazlıyorlar pedallarını.

IŞİD denen terörist örgütünü büyütüp besleyip salıverdiler Irak'ın bağrına.

Anayasalarını ilan etmişler:

“Kadınlar dışarı çıkmayacak!”

Şunlar olmayacak, bunlar olmayacak!

Her yasağın başına kadınları oturtuyorlar.

Bizim coğrafyanın bir kısım kadınları da o sesin sahibini alkışlıyorlar.

Hatta, “kılın olayım!” diye methiye dizenleri var.

Yollar kâğıt gibi!

Geniş ve pürüzsüz gidiyor hedefine.

Ancak, gafiller için sonu meçhul!

Düşünce görecekler neye uğradıklarını...

Yol bitince görecekler!

Onlar bitecekse bitsin; bu coğrafyanın sahipleri daha ölmediler!

Bu yol, kendi kıvrımına döndürülecek!

Ben Gurion'un projesi yerine bizim projemiz!

Milli proje!

Yolun sonunu uçurumdan selamete çevirecek el, bu eldir!

Ufuktadır!

Gelişi yakındır!

Taşeronun gidişi de...

Mevzubahis vatan olunca,

Hiç bir şey imkânsız değildir!