Benliğimiz çocuklukta oluşurken, ergenlik ve gençlikte gelişip, pekişmekte, büyük oranda istikrarlı hale gelerek artık hayatımızın referansı görevini üstlenmektedir. Benliğin oluşumuna katkı sunan toplumsal iklim, etkilendiği değerler, yaşam biçimi, ekonomik ve sosyal koşullarla birlikte mekân ve zaman üzerine yükselen hafızadır; hafızanın olmadığı yerde benlikten söz etmek mümkün değildir.

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünyada, benliği etkileyen tüm koşullar neredeyse ışık hızı ile değişmektedir. Evrimin mirası olan yeni çevreye uyum yeteneğimizi, referansımız olan benliğimiz ile kullanmakta ve akıp giden hayatın içinde kalmaya çalışmaktayız. Ancak büyük oranda gelişimini tamamlamış benlik, değişen dış koşulların hızına ayak uyduramamakta ve her uyum çabası ister istemez benliği hırpalayıp insanda bir gerilim oluşturmaktadır.

Yaş ilerledikçe benliğin hırpalanmasının artması kaçınılmaz olmaktadır. Buna zayıflayan hafıza de eklenince çevreye uyum yeteneğimizin iki ana direği sarsılmış olmaktadır. Değişen değer yargıları, ekonomik koşullar ve sosyal çevre, yani sürekli yenilenen hayatın akışı, ahenkli bir yaşamı zorlaştırmaktadır.

Hayatında dost biriktirmeye önem verenler, olumlu ve neredeyse çocukluğundan beri devam eden arkadaşlıklar kuranlar hayattan keyif alabilmekte ve hırpalanan benlikler karşılıklı onarılabilmekte ve geçmişten bu yana pekişerek gelen ortak hafızadan unutulanlar az olduğundan yaşam sevinci sürdürülebilmektedir.

Bunun yanı sıra yeni ilişkilere gereksinim azaldığından hayattaki payı ağırlığını yitirmekte, kişi önceden kurduğu sağlam ilişkilerle kendi habitatında hayatın tadını çıkarırken, buradan aldığı enerjiyle yeni ilişkilere uyumu ve onlarla hayatını zenginleştirmesi koylaşmaktadır.

Diğer yandan insanlar bir birinden farklı da olsa, ortak zaman ve mekân hafızasında oluşmuş ve nispeten ortak anılara, değerlere ve benliklere sahip yaş almış ve almaya devam eden insanlar bir araya geldiğinde, birlikte geçmişe yaptıkları yolculuk, ortak anıların bugüne çağrılıp hafızaların tazelenmesi hırpalanmış benliklere iyi gelmektedir.

Günümüzde toplumsal yaşamda istikrarın azalması, ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, değerlerin yerini hızla değişen değere yargılarının alması, gezegenimizin dört bir yanında süren, bölgemizi de ateş topuna dönüştüren, birçok acıya ve yıkıma yol açan savaşların olması insanları daha kaygılı, daha huzursuz, daha depressif yapmaktadır.

İnsanlar kendilerini daha güvensiz ve yalnız hissetmektedirler.

Herhalde bundandır insanın eskimeyen arkadaşlarına olan ihtiyacı…

Belki bundandır yaş aldıkça doğup büyüdüğü çevreye duyduğu özlem…

Sanırım bundandır insanın yaşadığı çevresinin değişmesinden duyduğu huzursuzluk…

Tabii ki bundandır dostluğun, kardeşliğin, barışın önemi…

Nedim İnce

Ayvalık / 22. 03. 2026