Ülkemizde açığa çıkarılan ve daha ne kadar derinleşeceği belli olmayan fon vurgunu ortamında sosyal medyada bir video paylaşılmaya başlandı.

Ülkemizde açığa çıkarılan ve daha ne kadar derinleşeceği belli olmayan fon vurgunu ortamında sosyal medyada bir video paylaşılmaya başlandı. Orta yaşlarda bir erkek elleri kelepçeli bir polis aracından indiriliyor. Haberden öğreniyoruz ki işsiz bir baba, çocukları için marketten kahvaltılık bir şeyler almış, parası olmadığından ödeme yapmadan çıkarken yakalanmış ve şikayet üzerine gözaltına alınmış. Biraz daha yakından bakınca aslında bu olayın bir sene kadar önce gerçekleştiğini, fon vurgunuyla kazanılan akıl almaz paralara zıtlığı gösterdiğinden olsa gerek tekrar gündeme getirildiği için yeniden haberdar olduğumuzun farkına varıyoruz.

Ülkemizde servet bölüşümünün ne kadar dengesiz olduğunu somutlaştıran görüntü ve haberler servet dağılımına bir göz atmama teşvik etti beni.

Rakamlar karşısında dehşete düşmemek olası değil. Ülkemizde onlarca yıldır uygulanan neoliberal ekonomik sisteme, nepotizm de eklenince gelir dağılımı toplumsal barışı ciddi ciddi bozacak bir dengesizliğe ulaşmış. Son yıllarda hortlatılan enflasyon işin tuzu biberi olmuş. Uygulanan ekonomik sistemin getirdiği sanayisizleşmenin yol açtığı işsizlik de gelir dağılımındaki bozuklukla birleşince toplumsal adalet duygusu daha da zedelenir hale gelmiş.

Türkiye’de Servet Nasıl Paylaşılıyor ona bakalım:

Türkiye’yi yüz kişi olarak kabul edelim ve serveti de yüz lira.

Bir kişi, servetin 35,1 lirasını sahip.

Sonraki dokuz kişi ise 33,3 lirayı kendine almış. Yani yüz kişinin ilk on kişisi yüz liranın 68,4 liranın sahibi.

Daha geride doksan kişi var.

Doksan kişinin sonraki ilk kırk kişisi, ilk on kişiden geri kalan 31,6 liranın, 29,8 lirasınıcebine koymuş.

Geriye elli kişi kaldı ve yüz liralık servetten de 2,7 lira…

Bozdur bozdur harca…

İlk ellide, ilk kişi tek başına 35,1 liraya sahipken ikinci elli kişinin tümünün payına 2,7 lira düşüyor.

Yukarıda yazılanların kaynağı World Inequality Report’un raporu şu şekilde:

“2026 verilerine göre Türkiye’de en zengin %1’lik kesim toplam servetin %35,1’ine sahip. Nüfusun sonraki %9’luk bölümü ise servetin %33,3’ünü elinde bulunduruyor. Böylece nüfusun en varlıklı %10’u toplam servetin yaklaşık %68,4’ünü kontrol ediyor.

Dağılımın diğer tarafında ise tablo önemli ölçüde değişiyor. Nüfusun ortadaki %40’lık kesiminin servetten aldığı pay %28,9 seviyesinde bulunurken, en az servete sahip %50’nin payı yalnızca %2,7 düzeyinde kalıyor.”

Hayat zor, bazıları için çok daha zor…

Bu adaletsiz, eşitsizlik ötesi servet dağılımına sahip toplumda eşitlikten, haktan, adaletten, huzurdan söz etmek ne kadar mümkün, bilemiyorum…

Hakça bölüşüm, insanca yaşam için öncelikle neoliberal ekonomik uygulamalarından kurtulmak, liyakati hatırlamak; hayatı kolaylaştırmak için de örgütlü mücadeleye devametmek gerektiğini biliyorum.

Nedim İnce

Ayvalık / 10. 10. 2026