Mersin'de dilin de bir durağı var ama galiba orada kimse inmiyor!
Efendim, yanlış okumadınız! Ben üstü açık kapalı spor salonu arıyorum. Gören, bilen varsa haber versin!
Neden mi?
Mersin'de minibüse biniyorsunuz, bir anons: “Kapalıda inecek var mı?”
Belediye otobüsüne biniyorsunuz, aynı anons: “Kapalıda inecek var mı?”
Üstelik bu kez anons mekanik bir sesle yapılıyor. Yani yanlış, yalnızca bir kişinin ağzından çıkmıyor; teknolojiye de öğretilmiş, toplu taşıma araçlarına da yerleşmiş!
Yahu arkadaşlar, hangi kapalıdan söz ediyoruz? Kapalı spor salonundan mı? Peki, o zaman neden doğru dürüst “Kapalı spor salonunda inecek var mı?” demiyoruz? Yoksa Mersin'de yeni bir spor tesisi mi açıldı: Üstü açık kapalı salon!
İşin şakası bir yana, insanın aklına şu soru geliyor: Bir yanlış, binlerce kez tekrar edilince doğru mu oluyor?
Elbette halkın dili vardır, günlük konuşmanın kendine özgü kısaltmaları vardır. Bunlara kimsenin itirazı yok. Ama bir kısaltma, bir yanlışlık ve bir alışkanlık zamanla öylesine yerleşiyor ki kimse dönüp de “Biz ne söylüyoruz?” diye sormuyor.
Sonra da toplum böyle kullanıyor, biz de böyle kullanıyoruz!
İyi de efendim, toplum yanlış kullanıyorsa hiç kimse çıkıp doğrusunu göstermeyecek mi? Herkes aynı yanlışı tekrarlarsa doğruyu kim söyleyecek?
Belediye otobüsleri kamu hizmeti veriyor. Bu araçlardaki anonslar da vatandaşla kurulan iletişimin bir parçası. İnsan ister istemez, “Bu ifadeleri hazırlayanlar hiç mi düşünmüyor?” diye soruyor.
Üstelik mesele yalnızca bir kelime meselesi değil. Mesele, alışkanlıklarımızı sorgulama zahmetine katlanıp katlanmadığımızdır.
Biz bazen yanlışlarımızı öylesine sahipleniyoruz ki doğrusunu söyleyeni bile yadırgıyoruz. “Herkes böyle söylüyor!” diyerek konuyu kapatıyoruz.
Peki, herkes böyle söylüyorsa yanlışın sorumlusu kim?
Belki de en iyisi, belediyemizden bir ricada bulunmak: Şu anonsları bir gözden geçirin. Hem vatandaş rahat etsin hem Türkçemiz!
Ben de bu arada üstü açık kapalı salon aramaya devam edeyim.
Bulursam haber vereceğim!
Çünkü Mersin'de bazen ineceğimiz durağı biliyoruz da hangi dil durağında kaldığımızı bilmiyoruz!
Next