Atatürk’ün “Mersin’e sahip çıkın” sözünü kim dinledi?
Atatürk’ün “Mersin’e sahip çıkın” sözünü kim dinledi?
Mersin, iki günlük yağışa teslim oldu!
Gökten iki gün boyunca yağmur yağdı, koca bir kent sular altında kaldı. Caddeler göle, sokaklar dereye dönüştü. Ulaşım aksadı, vatandaş perişan oldu. Üstelik iki kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Eğer bu haber doğrulanırsa, yaşanan felaketin acısı daha da büyüyor.
Peki, soralım:
Bir kent iki günlük yağışla bu hâle geliyorsa, yıllardır bu kenti yönetenler ne yaptı?
Yağmur yağması doğaldır. Sel felaketleri dünyanın birçok kentinde yaşanabilir. Ancak asıl mesele, yağmurun yağması değil; yağmur karşısında bir kentin ne kadar hazırlıklı olduğudur.
Mersin’in yaşadığı tam da bu sorunun cevabını aratıyor.
Yıllardır belediye başkanları değişti, yönetimler değişti, vaatler sıralandı. Seçim meydanlarında projeler anlatıldı, geleceğin Mersin’i çizildi. Peki, kentin yerin altındaki sorunları ne oldu? Altyapı yatırımları, yağmur suyu drenaj sistemleri, kanalizasyon hatları yeterince ele alındı mı?
Bugün yaşananlar, bu soruların artık geçiştirilemeyeceğini gösteriyor.
Mersin’in sorunu yalnızca yağmur değil, yağmura hazırlıksız yakalanmaktır!
Bir de işin başka bir boyutu var. Su baskınları, taşan kanalizasyonlar ve patlayan hatlar yüzünden kentte ağır, dayanılmaz kokular yükseliyor. İnsanlar kendi şehirlerinde temiz hava solumak isterken kanalizasyon kokusuna mahkûm ediliyor.
Affedersiniz ama bir kente bu görüntüler ve bu kokular yakışıyor mu?
Deniz kenti Mersin’den söz ediyoruz. Güneşiyle, sahiliyle, tarihiyle, kültürüyle övündüğümüz Mersin’den…
Peki, vatandaşın önüne çıkan manzara ne?
Su baskınları, taşan yollar, kanalizasyon kokuları ve cevabı beklenen sorular…
Mersinli bunları hak etmiyor!
Mustafa Kemal Atatürk’ün Mersinlilere atfedilen, “Mersin’e sahip çıkın” sözü boşuna hatırlanmıyor. Bu kent hepimizin. Ona sahip çıkmak, yalnızca bayramlarda güzel sözler söylemekle, törenlerde nutuk atmakla olmaz. Kente sahip çıkmak; sokaklarını, caddelerini, altyapısını, çevresini ve insan hayatını korumakla olur.
Belediyecilik, yalnızca üstyapı yapmak, yolları asfaltlamak, kaldırımları yenilemek değildir. Asıl belediyecilik, vatandaşın göremediği yerin altındaki sorunları da çözebilmektir.
Çünkü altyapı çalışması çoğu zaman göz önünde değildir. Gösterişli açılışlara, parlak törenlere de pek benzemez. Ama yağmur yağdığında, bütün kent o yatırımın yapılıp yapılmadığını anlar.
İşte Mersin, bugün bunun hesabını soruyor.
Elbette aşırı yağışların etkisini, iklim koşullarını ve olası diğer nedenleri de incelemek gerekir. Ancak bunlar, altyapının yeterliliği ve alınan önlemler konusunda kamuoyuna hesap verilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Şimdi belediye yönetiminden ve ilgili kurumlardan açık, somut cevaplar bekleniyor:
Yağmur suyu hatları yeterli mi? Kanalizasyon sistemleri hangi durumda? Riskli bölgeler önceden tespit edildi mi? Gerekli önlemler neden alınamadı? Kentin geleceği için hangi yatırımlar yapılacak?
Ve en önemlisi…
Aynı yağmur yeniden yağdığında Mersin yine sular altında mı kalacak?
Bu soruların cevabı, karşılıklı suçlamalarda değil, şeffaf incelemelerde ve somut hizmetlerde aranmalıdır. Çünkü mesele bir siyasi partinin ya da bir belediye başkanının meselesi değildir. Mesele, Mersin’de yaşayan insanların can güvenliği ve yaşam hakkıdır.
İki günlük yağmur bize çok şey anlattı. Şimdi mesele, bu kentin yöneticilerinin o mesajı anlayıp anlamayacağıdır.
Mersin’i yağmur değil, ihmaller boğmasın!
Mersinli artık vaat değil, hizmet istiyor. Güzel söz değil, sağlam altyapı istiyor. Kanalizasyon kokusu değil, temiz bir kent istiyor.
Ve en önemlisi, bir sonraki yağmurda can kaybı yaşanmasın diye
Next