ULUSLARARASI FESTİVAL VAR, ŞEHİR TİYATROSU NEREDE?
Tarsus'ta etkinlik var, sahne var, seyirci var… Peki, Keşanlı Ali neden yok?
Uluslararası Tarsus Festivali, birbirinden farklı etkinliklere, sanat gösterilerine ve kültürel buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Tarsus'un uluslararası ölçekte tanıtılması, sanatla buluşması ve kültürel zenginliğinin ortaya çıkarılması elbette sevindirici. Bu tür organizasyonlar kentlerin kültürel yaşamına değer katar.
Ancak böylesine büyük bir sanat organizasyonunda insanın aklına ister istemez bir soru geliyor:
Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın uzun süredir hazırlıklarını sürdürdüğü, yönetmenliğini Alpay Aksun'un yaptığı Haldun Taner'in ölümsüz eseri Keşanlı Ali Destanı neden hâlâ seyirciyle buluşmuyor?
Aylarca süren provalar, oyuncuların emeği, yönetmenin çalışması, teknik hazırlıklar… Her şey prömiyere hazırlanırken bir anda oyunların iptal edildiği, Keşanlı Ali'nin ne zaman sahneleneceğinin bile belirsiz olduğu bir süreç yaşanıyor.
Daha önce 3 Ekim'de perde açacağı duyurulan bir oyunun en az bir ay ertelenmesi ve hâlâ net bir sahne tarihinin açıklanmaması düşündürücü değil mi?
Üstelik önümüzde 5. Uluslararası Tarsus Festivali gibi önemli bir organizasyon var. Madem bu festival sanatın, kültürün ve tiyatronun buluşma noktası olacak, neden Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin kendi sanatçıları, kendi oyuncuları ve kendi şehir tiyatrosu bu buluşmanın merkezinde yer almasın?
Dışarıdan sanatçı getirerek etkinlik düzenlemek elbette değerlidir. Ancak ev sahibi kentin kendi sanatçılarına, kendi tiyatro kurumuna ve kendi sahne emekçilerine sahip çıkması da bir o kadar önemlidir.
Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ozan Erdönmez'in şu sözleri hâlâ kulaklarımızda:
“İnsanın olduğu yerde tiyatro her zaman vardır.”
Ne kadar güzel, ne kadar anlamlı bir söz!
O hâlde sormak gerekiyor: Tarsus'ta insan mı kalmadı? Mersin'de tiyatro seyircisi mi yok? Oyuncular mı sahneye çıkmak istemiyor? Yoksa tiyatronun perde açmasının önünde açıklanmayan başka engeller mi bulunuyor?
Elbette belediyelerde idari soruşturmalar, yönetimsel değişiklikler ve kurumsal sorunlar yaşanabilir. Ancak bunların sanatın üretimini ve seyirciyle buluşmasını ne ölçüde engellemesi gerektiği tartışılmalıdır.
Bir tiyatro oyunu yalnızca sahneye konulan bir eser değildir. Aylarca verilen emeğin, sanatçının alın terinin ve seyircinin beklentisinin karşılığıdır.
Keşanlı Ali yalnızca bir oyun değil, Mersin Şehir Tiyatroları'nın sanat üretme iradesinin de bir göstergesidir.
Uluslararası bir festival düzenlemek elbette gurur vericidir. Ama bir kentin sanat başarısı yalnızca dışarıdan getirilen etkinliklerin sayısıyla ölçülmez. Kendi sanatçısına ne kadar alan açtığıyla, kendi tiyatrosunu ne kadar yaşattığıyla da ölçülür.
Bu nedenle Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne ve Şehir Tiyatroları yönetimine açıkça soruyoruz:
Aylarca hazırlanan Keşanlı Ali Destanı neden seyirciden uzak tutuluyor? 3 Ekim'de perde açması beklenen oyun neden ertelendi? Festival kapsamında bu oyun Tarsus seyircisiyle buluşturulamaz mı?
Henüz geç değil. Festival devam ederken Keşanlı Ali'ye de bir sahne verilebilir. Mersin'in kendi tiyatrosu, kendi sanatçılarıyla bu büyük organizasyonda yer alabilir.
Çünkü uluslararası festival düzenlemek kadar, kendi sanat değerlerini yaşatmak da önemlidir.
Bir şehirde festival varsa sanat olmalı. Sanat varsa tiyatro olmalı. Tiyatro varsa perde açılmalı.
Sayın yetkililer, Tarsus'ta binlerce insan sanatla buluşurken Keşanlı Ali'yi neden evinde bekletiyorsunuz?
Unutmayalım:
Tiyatro bir belediyenin değil, halkın malıdır. Perde makam sahipleri için değil, seyirci için açılır.
Biz Keşanlı Ali'yi bekliyoruz. Hem de daha fazla beklemek istemiyoruz!

Oğuz TOPAÇOĞLU